Kitaba başladıktan sonra öyle bir rüzgâra maruz kalıyor ki insan, bitiminde derin bir nefes almadan edemiyor. Olalar ve kişiler sağanak gibi yağarken; bir an bile gözden kaçırmamam gerek dikkatiyle kitabı okumak gerçekten eşine az rastlanır bir deneyim. Ayfer Tunç, kitabıyla adeta şov yapmış. Zekâsıyla okuyucuyu sıra dayağından geçiriyor. Bütün bu olay örgüsünü baştan sona kurabilmek, birbiriyle yan yana geçen labirentlerden ustalıkla çıkabilmek ancak dahi bir zekânın yapabileceği bir şey, bu kitap bir deha ürünü. Kitaptan altını çizdiğim bir satır bile olmayışı da akışın kuvvetinden kaynaklanıyor. Akışa o kadar dikkat kesildim ki, altını çizeceğim herhangi bir satırın bütünle olan/olabilecek ilişkisini göz ardı etmek zorunda kaldım.

Mutasarrıf Hüsnü Simavi Bey’in yumuk gözlü karısı Esma; Kulaksız Ziya ile Dahi Barhun’un babaları tembeller şahı Memnun; Mıhitaryan Ermeni Okulu’nun müdürü Serop Efendi; Üç Etekli Deli Emine; Ruh Sağlığı Hastanesi’nin bodur nöropsikiyatrı Nebahat Özdamar; Maserati Reşat; Ağzı bozuk Cevriye Abla; Hayırsız Bolat gibi saymakla bitiremeyeceğim ve hangisinin esas karakter hangisinin yan karakter olduğuyla ilgili fikir yürütmenin imkânsız olduğu yüzlerce birbirinden ilginç karakterin cirit attığı roman bir akıl hastanesinin etrafında dönen olaylar ve kişiler zinciri olarak görünse de aslında her olay tamamına erdirilmeden, her kişinin derinlemesine bir tahlili yapılmadan bırakılmamış. Roman kişisi olay örgüsüne dâhil olduğu andan itibaren kendi haline bırakılmıyor.

Yüzlerce kişinin her birisi gelmişinden geleceğine kadar tüm hayatıyla okuyucuya aktarılıyor. Basit olaylar neticesinde hayatın akışının değişmeleri, çakışsalardı çok farklı yaşayacak olan insanların birbirlerine teğet geçip gitmeleri; birbirlerine çok yakın olan insanların, geçmişlerinde ya da genetiklerinde birliktelik olan insanların bir sokakta karşı karşıya gelip de birbirlerini tanımamaları gibi hayatın akışında var olan tüm olayların örneklemi çıkarılmış ve beş yüz sayfalık kitap beş yüz sayfa daha aynı hızla gidebilirmiş.

Bu kadar çok kişinin olduğu, bu kadar hızlı, bu kadar eğlenceli bir kitap okumamıştım uzun zamandır. Ayfer Tunç adını duymuştum fakat okumak kısmet olmamıştı. Çok şey kaçırmış olabilirim. Bütün kitaplarını okumak istiyorum artık. Böyle bir dehanın karşısında şapka çıkarılır ancak.

500 sayfaya yaklaşan Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi; Can Yayınları tarafından 2009 yılında basılmış. Teşekkürler Ayfer Tunç.