Katil

Ustaların Türkçesiyle dilimize kazandırılan Georges Simenon serisinden okuduğum ikinci kitap Katil. Bundan sonra bir tane daha okuyup seriyi kendim için tamamlayacağım zira 30’ların polisiyeleri için -ki buna Agatha Christie romanları da dahildir- fazla genç; polisiye romanlarla vakit harcamak içinse biraz ileri bir yaştayım. Yine de Simenon’dan okuduğum bu kitap beni mutsuz etti diyemem zira sıradan polisiye kitaplar gibi sığ değil, derinliği olan, psikolojik tahlillerin derinlemesine yapıldığı bir romandı bu son okuduğum. Simenon okumaktan vazgeçmemin bir diğer nedeni de yazarın üretkenliğini öğrenmem oldu. Kitabın çevirisini yapan; geçen sene kaybettiğimiz üstat Tahsin Yücel; önsözünde de bu verimlilikten bahsediyor. Gecede bir roman yazabilecek kapasitede bir yazarın varlığından haberdar mıydınız? Ben yeni öğrendim diyebilirim. Hayret uyandıracak verimlilikte bir çok yazar var Türk ve dünya edebiyatında, fakat Simenon’un çıtası bayağı bir yukarılarda. Bu kadar üretken bir yazar için de ancak “örneklem” alabilirim. Fazlası değil.

Katil romanına gelince. Kitap Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sı gibi başlayıp Albert Camus’un Yabancı’sı gibi devam ederek Ömer Seyfettin’in Yüksek Ökçeleri ile son buluyor. Hangisi hangisinden etkilendi bilmiyorum ama sade bir anlatım tarzıyla, basit bir romanın içerisine bütün bunları sığdırabilmesine bakarak yazarın karşısında şapka çıkarıyorum. Küçük bir şehirde yaşayan bir doktorun hayatının sıradanlığıyla başlıyor her şey. Yüksek Ökçeler’in Hatice Hanım’ı gibi yaşayıp gitmekte olan doktorun hayatı o sıradanlığı içinde o kadar güzel ki. Belki güzelliğinin farkına varmış olsa bozulmasına asla müsaade etmeyecek, fakat maalesef hiçbir düzen sonsuza kadar sürmez…

“Gizem birdenbire, görünürde hiçbir neden yokken başladı, bir sonbahar sisi gibi iniverdi daha doğrusu, kısa zamanda biçimleri bozdu, insanları ezdi, eşyaların biçimini değiştiriverdi, iç yaşamla ilişkili her şeyi yanlışlığa sürükledi, Kupérus’ü kuşatıverdi.”

İçerik hakkında bilgi vermek istemiyorum. Roman polisiyeden ziyade psikolojik diyebilirim. Tahsin Yücel’in çevirisi eminim ki harika olmuştur. Everest Yayınları tarafından basılan bu kitap 150 sayfa civarında.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.