Georges Simenon’un romanlarını zaman içerisinde değişik ustalar Türkçemize kazandırmışlar. Oktay Rifat mı dersin Sait Faik mi, hepsi var içlerinde. Everest Yayınları da bir seri halinde toparlamaya çalışmış bunları ve “Ustaların Türkçesiyle” mottosuyla basmış. Ustalar hakkında ya da yazar hakkında detaylı bir yorum yapabilmem için diğer kitapları da okumam gerekecek sanırım. Geçtiğimiz kitap fuarında Ramazan gibi, tatil gibi zor zamanlar için birkaç tane almıştım Allahtan.

Kitapları polisiye diye aldım fakat ilk elimde aldığım kitap olan “Kanaldaki Ev” tam manasiyle bir polisiye değil. Biraz psikolojik, çok az gerilim öğeleri var fakat demin de dediğim gibi, şimdilik pek bir yorum yapamayacağım yazar ve tarzı hakkında zira yanlışa düşerim tek romanla yargıda bulunarak. Kanaldaki Ev, ailesini kaybeden şehirli bir genç kızın, daha önce hiç tanımadığı taşradaki akrabalarının yanına taşınması ile başlayarak taşradaki hayatı ve buradaki insanları anlatıyor.

Ustaların çevirisinin ne farklı olacağını düşündüm okurken ve şu kanıya vardım. Çevirmenlik zor olduğu kadar da nankör bir uğraş. Yabancı dildeki bir eseri Türkçeye kazandırmak belki onu yazmak kadar zor olmasa da yeniden yazmaya yakın zorlukta bir iş. Üstelik emeğinizin nasıl bir emek olduğunu kimsenin anlaması mümkün değil neredeyse. Çevirmen kitaba kendinden bir şey kattı mı? Var olan anlatımı daha güzel ifade etmek için değişikliklerde bulundu mu? Bir bir aynı şeyler mi anlatılıyor yoksa çevirmenin dokunuşu mu var? Bunları bilmemiz mümkün değil. O dili iyi bileceğiz ondan sonra o kitabın orijinalini ve çevirisini önümüze alıp ikisini baştan sonra karşılaştıracağız ki bunu anlayabilelim. Bunun imkânsıza yakın bir zorlukta olduğunu gördükten sonra ortaya şu çıkıyor. En az takdir alacak mesleklerden birisidir çevirmenlik.  Cyrano de Bergerac gibi. Şiiri sen yazıyorsun kızı başkası alıyor. Bu açıdan Everest Yayınevini takdir edelim çevirmeni de öne çıkardığı için. Hatta fotoğrafta da görüyorsunuz, Oktay Rifat’ın adı en az yazar kadar öne çıkarılmış.

Everest Yayınları’nın çıkardığı Kanaldaki Ev 162 sayfa. Oktay Rifat Türkçemize kazandırmış Garip Türkçesiyle. Ruhu şad, mekanı cennet olsun. Yeri gelmişken, kitabın girişinde 5-6 sayfalık bir önsöz var. Önsözleri okumaya çalışırım fakat bunu yarıda bıraktım çünkü kitabın içeriğine çok fazla girmişti. Biraz gereksiz olmuş sanki.