Şiir ve Cinayet

Salâh Birsel’in denemeleri her seferinde bende aynı tadı bırakıyor. O ne muazzam hafızadır öyle. Okuyucuyu sıkmadan o kadar bilgiyi aktarabilmesinin sırlarından birincisi yumuşak geçişleri sanırım. Türk Edebiyatının bir kişiliğinden bahsederken bir bakıyorsunuz Fransız bir yazara geçmiş ardından daha eski bir tarihe gitmiş bir bakıyorsunuz saati ileriye alıvermiş bir anda. Bunları yaparken kendine özgü üslubu ile adeta karşınıza oturmuş, art arda tüm hadisatı size, yalnızca size anlatıyor. Hafıza tabi ki ayrı bir boyut. Bu kadar insanı, kitabı, olayı akılda tutmak mümkün değildir elbet, elbette yazar elinin altındaki kitaplardan, ansiklopedilerden faydalanmıştır bunu yaparken. Bugün yazılacak olsa bunca şey, internet taranarak belki de bulunabilecek bilgiler de vardır aralarından fakat Birsel’in bunları yazdığı dönemlerde tarayıcıya iki kelime yazıp binlerce sonuç almak mümkün olmadığından tüm bunlar için verdiği emeği bir kez daha alkışlıyorum.

Birsel’in denemeleri, dediğim gibi, daldan dala konarak sizi edebiyat dünyasında dolaştırıyor. On yedi adet denemenin her birisinin ayrı bir konusu da yok. Söze bir yerde başlayıp başka bir yerde bitirme ihtimali de var yazarın. Edebiyatta kadın yazarlardan bahsederken yazarların eserlerini oluşturma şekil ve zamanlarına bağlayabiliyor sözü. Eski zamanlarda yaşamış diktatörlerden de bahsediyor Hitler ve Mussolini’den de. Fransız ressamlardan bahsederken bir de bakmışsınız Türk şairlerinin hikayeleri anlatılıyor. Dâhilerden bahsederken bir de bakıyorsunuz delilerden açılmış söz.

“Ne var, dahi olmayanların sayısı o denli kabarıktır ki, insanlar dâhileri anormal saymayı, dahi olmayanlara da normal yaftasını yapıştırmayı uygun bir yaşama biçimi saymışlardır.”

“Peki ama bilgelik de nedir? Deliliğin kavanoza konmuş bir biçimi değil mi?”

Salâh Birsel’in Şiir ve Cinayet’i 17 tane denemeden birinin de adı aynı zamanda. “Benzetiyor mu benzetmiyor mu şimdi onu da karıştırdım! Bu belki de denememin ilk yazılışından aklımda kamış bir tümce olsa gerek. Çünkü bu deneme altı kez yazılmış ve 3 ay 12 günde tamamlanmıştır. Bu durumda hangi düşünceler benim, hangileri Quincey’in zaman zaman karıştırdığım oldu,” diyor kitaba adını veren bu denemenin bir yerinde. Kendisiyle ilgili de ipuçları veriyor.

Su gibi akıp gidecek bu denemeleri özensizce Sel Yayınları basmış. Kitapta geçen hiçbir özel isimin doğru yazılıp yazılmadığından emin olamadım. Kitap hiç ciddiye alınmamış yayınevi tarafından ne yazık ki. Alışkanlığımdır, hatalı yerleri işaretler yayınevine e-posta ile bildiririm. O kadar çok işaretlemem oldu ki üşendim yazmaya. 135 sayfalık bir eser için çok fazla hata var. Neredeyse her sayfada var hatalar; padişımızın, yazsı, önsüz, küçümseye, olacaktıt, içgüdüleridne… Bu kadar güzel bir eseri yeniden basmak ne kadar güzel, özenmemek ne kadar ayıp. Umarım sonraki baskılarda daha dikkatli olurlar.

Her halükarda Salâh Birsel okumak büyük bir zevk. Bütün kitaplarını, 1001 gece denemelerinin diğerlerin de bulup okumak gerekiyor. Nur içinde yatsın Birsel.

 

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.