Kan ve Gül

Zekice yazılmış bir roman kadar insana zevk veren kaç şey var ki şu dünyada. Bir olay akışı, olayların birbiriyle güzel bir şekilde ilişkilendirilmesi, bu bağlantıların arasında bir iki edebi zenginlik, bir iki zekice söz, bir iki gönderme. Hepsinin olduğu bir kitap işte Kan ve Gül. Alper Canıgüz’den yeni bir Alper Kamu macerası beklerken farklı bir şekilde çıktı okuyucusunun karşısına. Alper Kamu’lardaki gibi güzelce birbirine bağlanmış hikayeler ve neticede çözülen bir düğüm. Yazarken bir de bu romanı nasıl niteleyebilirim diye düşünüyorum. Aklıma polisiye geliyor önce ama hayır; polisiye değil bu; macera. Tam bir macera romanı.

Kitap 200 sayfa civarında. Yine April Yayıncılık tarafından basılmış. Diğerleri de aynı yayıneviydi yanlış hatırlamıyorsam. Bu defa roman kahramanı Aziz adında tutunamayan bir çevirmen. Boğaziçi Üniversitesi mezunu arkadaşımız. Olayların bir kısmının Boğaziçi’nde geçmesi de ayrı bir hoşluk oldu benim için. Orta Kantin, Sosyete Kantin, Manzara, Birinci Yurt gibi aşina mekanlar, Aşiyan Yokuşu gibi aşina yollardan bahsetmesi beni de biraz geçmişe götürdü Aziz gibi. Bir süre okulun meydanında dolaştım, kulüp odalarına göz gezdirdim kendimce. Yazar anlatırken ben de anılarımdan kaldığı kadarıyla gözümde canlandırdım mekanları.

Zekice dedim roman için. Çok müthiş bir edebiyat yok, soluk soluğa bir gerilim yok, dehşetengiz aforizmalar yok, bulunması imkansız göndermeler yok fakat hepsinde de bir miktar var. Hepsini toparlayınca “zekice” tabirim de yerine oturuyor. Hani bazı şarkıcılar sesleri için ders alırlar, diyaframdan çıkarırlar sesleri, kitabına uygun icra ederler sanatlarını da bir başkası çıkar sesi Allah vergisidir hiç nota bilmese de gök kubbeyi çınlatır. İşte öyle bir şey. Adam zekasını güzel kullanmış. Takdirimi topluyor ve yeni romanlar yazsa da okusam diyorum. Hararetle tavsiye edeceğim bir roman ve yazar. 

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.