Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları

Bu kitap bana bilmediğim bir şeyler öğretir diye ümit etmiştim, yanıldığımı düşünüyorum. İtiraf diye bize anlatılanların içerisinde bilinmeyen bir şey yok. Ben bu kitap vesilesiyle başka bir noktaya temas etmek istiyorum. Artık, zamanın bu döneminde yani bilgi akışının 20-30-50 yıl öncesine göre çok daha fazla ve hızlı olduğu bu dönemde artık herkes her şeyi biliyor. Fakat maalesef umursayamıyorlar. Bilgi kirliliği öylesine uyuşturmuş ki insanları, kıllarını kıpırdatmıyorlar.

Bir Allah’ın kulu çıkıp “Kral Çıplak” diye bağırmıyor mu? Bir değil binlercesi çıkıp bağırıyor fakat dinleyen kim. Casusluk romanlarında olur ya hani, gizli bir bilgi vardır, gazetelere giderse felakete sebep olacak olan bu bilginin peşinden koşulur, bilgi gazetelerin eline geçmesin diye dünyanın macerası yaşanır, insanlar ölür. Şimdi o bilgi var ya, aynı bilgi hem de, bütün internet sitelerinde, gazetelerde, dergilerde. Kimse umursamıyor ki. Amerikan devlet başkanına bakın. Adamla ilgili o kadar çok şaibe öne sürdüler ki. Halk tam tersi bir şekilde buna destek oldu. Halk artık hiçbir şeye şaşırmıyor, hiçbir şeye inanmıyor, hiçbir şeyi dinlemiyor. İnsanların algılarında ve anlayışlarında büyük bir deprem oldu. Üstüne üstlük unutkanlık da had safhada. 4-5 yıllık hadiseler hususunda kimsenin doğru dürüst bir bilgisi yok. 5 sene önce gündem yaratan bir hadise bugün hatırlanmıyor. O gün savunduklarının tam tersini savunanlar yadırganmıyor. Dinleyenler yadırgamıyor.

Amerika göstere göstere yapıyor her şeyi. En son Saddam’ı kimyasal silah bahanesiyle astılar, şimdi artık böyle şeyler söylemelerine gerek bile yok. Gider doğrudan asar çıkar. İki sene sonra hatırlayan da çıkmaz. Bilgi kaynağının internet olduğu bir dünyada wikipedia üzerinden basit bir değişikliğe bakar her şey. Bugün Afganistan’a gir, iki sene sonra internetten asılsız bilgiler yay. Aslını araştıran mı var?

Durum çok karışık. Dünyadaki bilgi kirliliği çok vahim bir halde. Doğru bilgiye ulaşmak için ayıklanması gereken çok fazla pislik var. Belki değmiyor bile. Dünya bu durumdayken bu kitap da bir anlam ifade etmiyor. Evet, Amerika dünyayı domine etmiş durumda. Evet, bunu şirketleri vasıtasıyla yapıyor. Evet, geçtiğimiz yüzyıllardaki sistem değişti, artık ülkeler değil şirketler yönetiyor dünyayı. Markalarla idare ediliyoruz. Evet, sömürenler var, sömürülenler var. Sömürenler çok küçük bir azınlık, sömürülenler yüzde 99’un üzerinde. Bütün bunları biliyoruz. Ekonomik tetikçi bu süreçlerden bahsetmiş fakat dediğim gibi, bilinmeyen bir şey değil. Hatta bu kitabı yayınlayan da aynı şirketokrasi sistemi. Dünyayı sömürme metotları aşikar olmaya olacaktı, bari paraya çevirelim bile demiş olabilirler.

Nihayetinde, bu işe benim kadar kafa yormamış olanlar için kısmen akıcı bir şekilde dünyanın iktisadi düzeni hakkında bilgi veren 400 sayfalık bu kitap John Perkins adlı bir vatandaş tarafından yazılmış, Murat Kayı tarafından Türkçe’ye çevrilmiş, April Yayınları tarafından da basılmış.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.