Budalalığın Keşfi

Hilmi Yavuz dersimize girerken bir efsane dolaşırdı. Hoca vaktiyle sigarayı bırakmış fakat iradesinin ne kadar kuvvetli olduğunu ispat etmek için cebinde hep bir paket sigarayla dolaşırmış diye. Budalalığın Keşfi’nde bu konudan bahsetmiş, meğerse 80 senesinin bir sabahında kesin bir karar vererek sigarayı bırakmış. Sigarayı bırakmak için de psikolojik ve fizyolojik diye ikiye ayırdığı bir mücadele yürütmüş. Psikolojik mücadele için sürekli yanında sigara bulundurmuş ve içme hareketlerini bire bir sürdürmüş. Fizyolojik alışkanlığı içinse toz tütün yani enfiye kullanmış. Hocayla o zamanlar sohbet edemeyecek kadar çekingendim. İlk defa evvelki sene bir kitap imza günü için Malatya’ya geldiğinde ayak üstü hal-hatır ettik. Biraz geç kalmışım değil mi? Bu kitap içinse geç kaldığımı düşünmüyorum. Deneme okumak için güzel bir zaman benim için. Hilmi Yavuz denemeleri de deneme türü için çok iyi bir tat. Salah Birsel’den zaten bahsetmiş. Ben kitapta da bir Salah Birsel havası aldım sanki.

“Totaliter veya faşist yönetimlerin ‘anlam rejimi’, her işaretin bir muhalefeti imlediğine, her söz veya edimin arkasında, kaçınılmaz olarak, bir karşı koyma veya direnişin bulunduğuna ilişkin anlam üretir.” Yani diyor ki, sözün gücüne totaliter rejimler inanır. O yüzden sözle ilgili yasaklar sadece totaliter rejimlerde bulunur. Özgürce konuşabiliyorsanız totaliter bir rejim yoktur fakat söz o kadar da güçlü değildir.

“Görülenle dokunulan arasındaki ilişki tıpkı bir kapının üzerinde yazılı olan bir özel isimle, o kapının arkasındaki mekanda oturan kişi arsıdaki ilişki gibidir.” Bu denemesinde de Yavuz, mahremiyetin sınırının Doğu toplumlarında görmek, Batı toplumunda ise dokunmak olduğundan bahsediyor.

“Budalalık, önceden verilmiş, çiğnene çiğnene sakız olmuş, alelade sloganlarla dünyayı, toplumu ve insanları anlamaya çalışma çabasıdır.”

“Gülmenin özgürlükle de ilişkisi var.”

“Gerçek anlamda mizah ya da soytarılık bilgeliktir kuşkusuz.”

“Bilinen bir olgu: Felsefe bağlamında sistemli bir düşün geleneğinden yoksunuz. Düşünce geleneğimizin sistemleşmemiş yapıları var: Atasözü ve gülmece felsefenin yerini tutuyor… Atasözü, geleneksel cemaat topluluklarının dünyayı pratik felsefe düzleminde yapılandıran düşün biçimi. Geleneksel cemaat toplumlarının dönüşümü sürecinde atasözlerinin yerini sistemli düşün yapıları alırken, geleneksel yapısını dönüştürememiş toplumlarda atasözlerinin yerini sloganlar alıyor.”

“Geleneksel toplum düşünü dogmalaştırıyor. Slogan ise, dogmanın dile getirilişi oluyor.”

Kitapta altını çizdiğim yer oldukça fazla. Bu açıdan hepsini aktaramıyorum. Hoca’nın 80 yıllık birikiminden damlalar. Deneme türü açısından oldukça doyurucu bir eser. 255 sayfalık bu eser Timaş Yayınları tarafından basılmış.

 

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.