Marco Polo’nun Maceraları

Marco Polo’nun Maceraları 1962 yılında basılmış. Eski baskı kitapları çok seviyorum. Yazının dili ile günümüz Türkçesi arasında karşılaştırmalar yapma imkanım oluyor. Üzücü olan dilimizin sürekli değişiyor olması. Üniversite yıllarımda okulun kütüphanesinde eski İngilizce kitaplara göz atardım. 1700’lerde, 1800’lerde basılmış olan kitaplar öğrencilerin istifadesine açıktı. Bizim ne yazık ki 60’larda basılan bir kitaba antika muamelesi yapıyoruz. Üstelik o günün dili ile bugünün dili arasında da farklılıklar buluyoruz. 50 sene farklılığın oluşması için az bir zaman. Farklı bir açıdan bakarsak durum şöyle: Kültürümüzün köklerine ulaşamıyoruz. Aradığınız kökler şu anda ulaşılabilir durumda değil. Yok diyemez kimse fakat ulaşılamayan bilgilerin, köklerin kime ne faydası var ki? Harf inkılabı fikri 2. Abdülhamit’e ait. İnkılabı Atatürk yapmış. Batı dünyası ile daha da fazla yakınlaşmak için yapmış olduğumuz bu değişikliğin pek de faydasını görmemişiz diyebilirim. Köklerimizden ayrıldığımız gibi Avrupalı da olamamışız. Muasır medeniyetler seviyesine ulaşamadığımız gibi onların ilerlemesinden nasiplenememişiz de. Çeviri metinlerimize bakıyorum da. Son yüz yıldır yapılan çevirilerin yetersizliği ortada. Bir konuda, bilhassa bir bilim dalında yetkinliğe ulaşmak istiyorsanız o bilimi üretildiği dilde okumak zorundasınız. Harf inkılabı amacına ulaşamamış bir proje gibi görünüyor böyle bakınca.

Bu kadar karamsarlık yeter, kitaba geçelim. Kitap, dediğim gibi 1962 yılında basılmış. Marco Polo’nun meşhur Çin seyahatini anlatıyor. Marco Polo, tüccar olan babası ve amcası ile Avrupa’dan kalkıp Çin’e seyahat eder. 1200’lü yılların sonlarında gerçekleşen bu seyahat toplamda 24 yıl sürüyor (1272-1294). Nereden baksanız bir ömür. Bu süre zarfında Moğol işgalinden arta kalan İslam coğrafyasını da gözlemleme fırsatı bulur Polo. Koca İslam medeniyetinin enkazı da diyebiliriz. Kültürel farklılıklar, iklim farklılıkları, bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliğindeki farklılıklar Polo’nun gözlemleri arasında yer alıyor. 

Kubilay Han’ın dönemi Çin’inden bahsediyor seyyah. Bu dönemde Kubilay Han hayranlık uyandırıcı bir haberleşme teşkilatı kurdurmuş. Birkaç kilometrede bir haber merkezleri ve bunların aralarındaki yollar, imparatorun ülkede olup bitenlerden çok hızlı bir şekilde haber almasını sağlıyormuş. Öyle ki, on günlük bir mesafede olup bitenleri hızlı haberciler iki günde imparatora bildiriyormuş. Haberleşmenin önemini çok iyi gören Kubilay Han habercilerin geçiş yollarının iki yanını ağaçlandırarak yaz-kış yolun açık olmasını sağlamış hep.

Çinlilerin banyo alışkanlıkları Marco Polo’yu şok ediyor. Kışın haftada üç defa, yazınsa her gün banyo yapan bir millet olabilir mi? Adamlar kömür kullandıkları için pir-ü pak dolaşıyorlar. Avrupalılar gibi bit kırma şampiyonu değiller. Avrupa kömürle uzun zaman sonra tanışacak tabi ki.

Marco Polo’nun maceraları Kubilay Han etrafında sürüp gidiyor. Han’ın iltifatına nail olan Polo, onun özel işleri için kullandığı bir elçi derecesine yükseliyor ve uzun yıllar boyunca bu vazifeyi yürütüyor. Bu esnada babası ve amcası da ticaret yapıp zenginleşiyorlar. Polo, Kubilay Han yaşlanınca bir yolunu bulup izin koparıyor Han’dan; memleketine dönüş izni. Merhum Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun Kubilay Han’ın Gelini kitabında da var olan bir gelin götürme hikayesi var. Bu görevi vesile eden Polo memleketine döner ve gördüğü her şeyi ayrıntılı bir şekilde yazıya döker. Kendinden sonra gelecek bir çok seyyaha, macerapereste de ilham verir yazdıkları. Kristof Kolomb da bunlardan biridir örneğin.

Elimdeki kitap başta da dediğim gibi 1962 yılında basılmış. Basan İyigün Yayınevi, matbaası Sırlar Matbaası. Kitabın tercümesini Reşat Ersel yapmış. Yazarı Richard J. Walsh. 150 sayfa.

 

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Optimization WordPress Plugins & Solutions by W3 EDGE
%d blogcu bunu beğendi: