23 Nisan Türk tarihi açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Daha önceki meclis hükumeti denemeleri sekteye uğramış, en son atılan maya tutmuş olduğu için bu meclisin açılış tarihi milli bir bayram olarak kutlanmaya başlamıştır. Rahmetli Atatürk, güzel bir düşünceyle bu bayramı çocuklara armağan etmiş, ardından gelenler de bu günün çocuklarla birlikte kutlanmasına değişik eklemeler yaparak bugüne kadar hadiseyi güzel bir şekilde getirmişlerdir. Devlet ricalinin bu günde bir süreliğine de olsa çocukları koltuklarına oturtmaları dünyada benzerinin olduğunu düşünmediğim hoş bir uygulama. Çocukların önemli olduğu, çocukların geleceğin teminatı olduğu mesajı erken çağlarda kendilerine verilmiş oluyor böylelikle.

Kutlamaların oyunlarla, eğlencelerle geçiyor olması, bayram günlerini (ve doğum günlerini) heyecanla bekleyen çocukların mutlu oldukları günlerin çok olması ne kadar güzel. Bir günlüğüne söz sahibi olmaları çok daha güzel. Kutlamalarda dikkatimi çeken nokta bazen bu kutlamaların altı boş eğlenceler haline gelmesi ve değersizleşmesi. Oyun, eğlence güzel fakat arada da çocuklara mesajlar verilmiyorsa boşa giden eğlenceler oluyor bunlar. En temel mesajları geleceğin sahibi olacak olan çocuklara veremiyorsak o çocuklar geleceğin sahibi olabilirler mi acaba? Ulusal egemenliğin ne olduğu çocuklara çok iyi bir şekilde anlatılmalı. Milletin egemenlik hakkının yüzyıllar boyunca padişahlar tarafından kullanılışı; 1920 yılına gelindiğinde işgal edilmeye başlanmış bir memleket ve aciz kalmış padişahlık idaresi. Yönetim hakkının millet tarafından geri alınması ve kurulan meclis. Hala tam manasıyla yerleşmiş olduğunu düşünmediğim fakat her halükarda padişahlık rejiminden daha iyi olan demokrasi. Bunların hepsinin tafsilatlı bir şekilde çocuklar anlatılması lazım ki çocuklar büyüdüklerinde memleketlerinin ve idare ediliş şekillerinin kadrini kıymetini bilsinler.

Bugün bu eğlencelerin Amerika’nın, Avrupa’nın en popüler müzikleri eşliğinde dans ederek yapıldığına şahit oluyoruz. Emperyalizme karşı mücadele ederek yedi düveli karşısına almış bir millete yakışıyor mu bu türlü tavırlar? Dedelerimiz bu memleketi gâvurdan korumak için savaşıp canlarını vermediler mi? Bu memleketi tertemiz bize bırakmak için canlarını verenler; hem altı yüz yıllık padişahlığı yıkıp hem gözü dönmüş İngiliz’i, Fransız’ı, Yunanı ve yedi düveli buralardan kovalayanlar biz o türlü yaşamayalım, onlara benzemeyelim diye savaştılar. Bizim çocuklarımızın onlara benzemesi ecdadın aziz hatırası için inciticidir, yanlıştır.

Bugün ülkemizde Suriyeli muhacir çocukları var ve sokaklarda dilencilik yaparak bir ekmek parasının peşinden koşturuyorlar. Eğlence için ayrılan o bütçeler Suriyeli çocuklarla kardeşlik köprüleri kurmak için ayrılmalıydı. 23 Nisan organizasyonlarının orta yerine Suriyeli çocuklar konulmalıydı. Evinden, yuvasından ayrılmış, bilmediği bir savaşın ceremesini çeken bu çocuklar, buradaki kardeşleri tarafından kucaklanmazlarsa yarın mutsuz, yarın kindar, yarın suçlu olacaklar. Bunun müsebbibi olmamak için Türk çocuklarına düşen onları sımsıkı kucaklamaktır. Bugünkü mantıksız eğlence kültürü çocuklarımıza bir şey aşılamayacak, boşa gitmiş emekler olacak. Hâlbuki bize yakışan bu türlü günleri anlamlandıracak daha karakterli faaliyetlerdir. Hoplayıp, zıplayıp “yaşasın 23 Nisan” demekle 23 Nisan yaşamaz. Günün önemini daha iyi anlamak ve anlatmakla, ecdadın ruhuna daha uygun kardeşlik ruhunu Suriyeli çocuklara taşımakla yaşar 23 Nisan’lar.