Malatya gündemini bir süredir meşgul eden mesele bir öğretmenin halk oyunları ile ilgili sosyal medyada kullandığı ifadelerle ilgili. Halk oyunlarının İslam’a uygun olmadığından yola çıkarak “halt oyunları” olduğunu söylüyor ki ben şahsen buna katılamıyorum. Halk oyunları bizim kültürümüzün binlerce yıllık birikiminden süzülüp gelmiş çeşitli sanatsal değerler arasında kendilerine yer bulur. Yöreden yöreye değişiklik göstermekle birlikte Anadolu kültürü açısından bakıldığı zaman bir bütünlük arz eder. Bugün bu oyunlar yöresel kıyafetler giyerek değişik figürleri değişik müziklerle gerçekleştirmekten ibarettir. Dünyada da değişik halk oyunları vardır ve bu halk oyunları da bulundukları yerin kültürünü yansıtmaktadır.
Bizim halk oyunlarımız, dikkat ettiğim kadarıyla gayet edepli, saygılı oyunlar. Bayanlar bu oyunları oynarken mini etekler, açık kıyafetler giyerek vücutlarını sergilemiyorlar. Hatta kıyafetler çoğunlukla İslami tesettüre uygun ya da yakın. El ele tutuşma hadiselerine de çoğu halk oyununda rastlamazsınız. Demek istediğim şu ki, bugün gençlerimiz halk oyunu oynamıyorken; mesela otobüse biniyorken, mesela okullarından çıkmış evlerine ya da başka yerlere gidiyorken öyle tavırlar sergiliyorlar ki, halk oyunlarını eleştirmek zamanın olaylarına at gözlüğüyle bakmak gibi kalıyor. Yollarda genç kız ve erkeklerin birbirleri ile iletişimlerine, temaslarına bir göz atarsanız dediklerimi daha iyi anlarsınız. O öğretmenin de bunları gördüğünden eminim. Genç kız ve erkeklerin, İslami kuralların ve dahi toplumsal kuralların hılafına hareket etmelerini görmesine rağmen sadece halk oyunlarından bahsetmesi evi yanan birinin baş ağrısından şikayet etmesine benziyor. Anlamsız.
Bununla birlikte fikir beyanının her türlüsünü desteklediğimi söylemek istiyorum. Fikir beyanında bulunmak -ya da bulunmamak- bir demokrasiyi oluşturan en temel taşlardandır. Bu öğretmen fikrini beyan ettiği için suçlu olamaz, suçlanamaz. Sadece eleştirilebilir. Bu eleştiri için de çok çeşitli dozlar mevcuttur. Kişilik haklarına saldırmadan, hakaret etmeden, belli bir seviyede eleştirilerimizi bayan edebilmemiz de demokratik bir toplumda yaşıyor olmamızın gereğidir. Ben de bu fikre katılmadığım için yukarıda karşıt fikirlerimi beyan ettim zaten. Her birey, yine bizim hukukumuza göre suç sayılmayacak şekilde, hakaret ve tehdit içermeyecek eleştirilerini ifade edebilmeli ve kendi fikirlerini ileri sürebilmelidir.
Bu olayı gözlemlediğim kadarıyla, soruşturma konuşulana kadar her şey demokrasiye uygun şekilde sürdü. Bir öğretmen bir beyanatta bulundu. Benim de bugün dahil olduğum bir çok kimse bu fikirlere katılmadığını beyan etti ve karşıt eleştirilerde bulunuldu. Okul kapısının önünde halk oyunları dahi oynandı ki öğretmenin ifadelerine verilen en güzel cevaptı bu. Kin ve nefrete kendimizi kaptırmadan fikirlerimizi kendimize özgü bir şekilde ifade edebilmeliyiz. Demokrasinin gereği de budur. Fakat sırf fikrini açıkladı diye bir insana soruşturma açılması, ceza alacak durumlara düşürülmesi doğru değildir. Bir düşünürün dediği gibi: Fikirlerinize katılmıyorum fakat fikirlerinizi ifade etme özgürlüğünüzü ölümüne savunurum. Bu öğretmenin fikirlerine ben de katılmıyorum fakat fikrini beyan etti diye soruşturma açılmasını da kabullenmem mümkün değil.