Evin çocuğu babasına isyan ediyor: “Ben ‘özyönetim’ istiyorum…”

Baba soruyor tabi ki, “Özyönetim n’ola ki?”

Çocuk açıklıyor: “Sen beni diğer kardeşlerim kadar sevmiyorsun. Hatta ben üvey çocuk olduğumu düşünüyorum. Bu yüzden ben artık kendi hayatımın kararlarını kendim vereceğim. Hatta büyüyüp, serpilip kendi ayaklarımın üzerinde duracağım.”

Baba şaşkın, “İyi de canım evladım, senin diğer kardeşlerinden farklı muamele görmen kendi hırçınlığından kaynaklanıyor. Bu ailenin bütçesini ben yapıyorum. Diğer kardeşlerine yaptığım masraflar da, sana yaptığım masraflar da ortada. Senin yüzünden o kadar fuzuli masraflarım oldu ki bugüne kadar diğer kardeşlerinle yeterince ilgilenemedim. Üstelik diğer kardeşlerin o kadar uysallar ki az bütçeyle de mutlu olabiliyorlar. Sana ne kadar ilgi göstersem o kadar mutsuz oluyorsun. Seni nasıl mutlu edebileceğim konusunda da emin olamıyorum artık. Çocukken bir hastalık geçirdiğin için gelişme çağında biraz problemlerin oldu. Bugün o rahatsızlıklarının hepsi ortadan kalkmış durumda. Daha ne istiyorsun anlamıyorum ki?”

Çocuk hırçın, yine avazeyi salıyor âleme Dâvûd misali. “Ben kendi ayaklarımın üzerinde duracağım. Ben senin otoriteni kabul etmiyorum artık. Bu evin içinde bir alanı kendime ayıracağım ve bu alanda kendimi idare edeceğim. Sen buraya giremeyeceksin. Hatta uzun vadede bu odaya bir kapı açıp dışarıya da bağlanacağım. Ben kötü bir çocukluk geçirdim doğru, sen ne kadar bugün itibariyle hatalarından döndüysen de ben bunun intikamını almak istiyorum. Kendi başıma hareket edeceğim, seni tanımıyorum artık…”

“İyi de güzel evladım. Dün dünde kaldı, biz o eski defterleri çoktan kapattık. Bugün zaten sen her şeyinle özgürsün, kararlarını kendin alıyorsun. Ben sana hiç müdahale etmiyorum ki. Çok agresifleşirsen baba olarak hakkımdır sana nush, tekdir, kötek silsilesini uygulamak. Fakat işi aile içinde çözmek, abartmamak lazım. Bu özyönetim saçmalığını uygulayamazsın zira bunu yapmak için ne yeterli donanımın, ne paran, ne bilgi birikimin var…”

“Var baba, hepsi var. Zaten Maykıl amcamdan da söz aldım bana maddi olarak her türlü destek verecek.”

“Maykıl kim ki sana destek olsun. Domuzdan post olmayacağı gibi elalemden de bizlere dost olmaz. Yabancılar senden bir menfaatleri olmadıkça sana niye destek olsunlar? Hiç mi kafan çalışmıyor? Sonunda zararlı çıkan yine sen olacaksın, ceremesini çeken de ben. İki kere ikinin dört ettiği bu kadar barizken bu işlem için hesap makinesini yeniden icat etmenin ne anlamı var? Sen asi bir evlat olarak beni üzebildiğin kadar üz. Neticede ağlayacak bir omuz aradığında Coni’nin, Maykıl’ın sana bir faydaları dokunmayacak. O zaman yapmış olacağın hataların ceremesini senin çektiğin kadar ben ve ailemizin diğer üyeleri de çekecek. Ama ne yazık ki bugün sana bunları anlatmam mümkün değil. Allah’ım seni Rahmetiyle ıslah etsin demekten başka bir şey gelmiyor ne yazık ki elimden…”