Genç Osman’ı katledenlerden Davut Paşa’nın, padişahın kulağını, hatıra ya da öldüğünü ispat amaçlı olabilir, kesip sakladığı rivayet edilir. Olay tüyler ürpertici diyeceğim fakat ülkemizin dört yüz yıldır kat ettiği yol iletişim olanaklarının artması, ulaşımın hızlanması, ilaç teknolojisinin ilerlemesi gibi örneklere baktığımız zaman çok fazla görünse de insanlık açısından bakıldığında ne yazık ki bir arpa boyu bile değil hatta geriye gidildi dersem abartmış olmam. Şahlar ve kullar dünyasında şaha diş bileyen kulların fırsat buldukça kulak kesmesi, şahların kulları her daim sömürmesi ve kullar arası dikkate almaya değmeyecek vahşetler.
Dünyanın düzeni değişmedi. Dünkü padişah ve şahlar varlıklarını değişik isimler altında sürdürüyorlar. Bugünün şahı patron olmuş, müdür olmuş, amir olmuş; bugünün kulları da işçi olmuş, köylü olmuş, memur olmuş durumda. Fincancı katırları ürkütmediği sürece bir şey olmuyor fakat ara sıra sallantılar olduğunda herkesin gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Patron zalim, amir zalim, işçi zalim, köylü zalim… Âdem’in evlatları topluca zalim.
Murphy kuralları vardı hani, her şeyi olumsuzlayan bir komik kurallar silsilesi. En dikkat çekici kural Murphy’nin altın kuralıdır: Altını olan kuralı koyar. Bu kadar zalimin içinde durum aynen böyle işliyor. Zalim insanlar arasında sürekli zulmetme hakkı altını olanlara ait. Kullar ise ara sıra isyan ederek şahların kulaklarını kesiyorlar, sonra kulak kesenin kafası uçuruluyor. Sıradan olan kullar arası vahşette ise sıkıntı yok. Zamanın değiştirdiği tek bir şey varsa o da şahlara ulaşmak ihtimalinin giderek zayıflaması. Bugüne kadar kural koymaya alışmış olan altın sahipleri kulları kendilerine yaklaştırmıyorlar artık. Kullar arası mücadelelerde vahşet sürüyor. Şahlar arasında ise mücadele yok. Uzun süredir akdedilmiş bir anlaşmaları var ve kardeş kardeş yaşayıp gidiyorlar. Peki ya savaşlar diye soracaksınız. Saflık etmeyin. Savaşlar, şahların istediği şekilde olup bitiyor.
Dünyanın birçok yerinde savaşlar sürüp giderken altta kalanlar hep zavallılar oluyor. Şah seviyesinde seyirlik bir olay ve artan bir getiri söz konusu. Zavallılara üzülmek konusunda çok hevesli olmamanızı tavsiye ederim zira zalimlik çok yaygın bir rahatsızlık ve muhtemeldir ki sizde de var. Ezilen seviyesindeyken ancak basit olaylarda gösterilen vahşetlerle dışa vurulan zalimlik şahlık düzeyine yükseldikçe daha organize şekillerde kendini gösteriyor. Malzeme aynı olduğu için simalar değişse de zalimliğin yansımaları değişmiyor.
Zalimlik insanın en belirgin özelliklerinden birisi. Kişiler değişiyor, olaylar değişiyor, zaman değişiyor fakat aynı kalan ve daha önce dediğim gibi sürekli artan bir şey varsa o da zalimlik. Sonra siz hadiselere sebepler aramaya koyuluyorsunuz. Şunlar oldu, ondan bunlar oldu filan diyerek dünyada olup bitenleri ifade ediyorsunuz. Gerçekte ise aynı zalimliğin farklı yansımaları var dünyada, başka bir şey değil.