Bazen düşünüyorum da, en temelden almak lazım bazı şeyleri. Dünya neden böyle, insanlık bunca ilerlemeye rağmen can çekişme noktasında neden sürekli geriye doğru yol alıyor… Bütün bu soruların cevabını gerilerde, daha gerilerde aramak gerekiyor belki de. Başlığa aldanmayın, her şeyin gaz ve toz bulutu olduğu bir geçmişe gitmemiz anlam ifade etmiyor. Önce söz vardı diye başlıyor İncil. O kadar da geriye gitmeyelim fakat insanın yapısında olan bir özelliğinin her şeyi kötüye doğru götürdüğünü söyleyebiliriz. Kötülük gün geçtikçe büyüyor ve organize bir şekilde devam ettiriyor işlerini.

İnsan yapısında çeşitli özellikler var. İyiler ve kötüler. İyiliği vicdan kelimesi ile temsil ettirebiliriz bu tiyatro oyununda ve kötülüğün temsilcisi de ego olur. Benlik, bencillik, egoizm, ene, nefis… Çeşitli isimlerle hakkından fazlasına göz dikmişlerden bahsedebiliriz. Her insanda az yada çok olan bu özellikler kümülatif olarak dünyanın yürürlükte olan sistemini oluşturuyor. Kapitalist sisteme buradan sövüp sayıyoruz yer yer fakat asıl suç bu sistemin hücreleri olan insanlar. Her insanda olan kötü özelliklerin ortalaması idari sistemi oluşturur. Sizde kötülük yapma potansiyeli on üzerinden birken başkalarında yedi, sekiz, dokuz ve hatta ona kadar çıkıyor ve toplamda sizin iyiliğiniz beş para etmiyor. Dehri bazarında kasiddir metaı himmetim/ Bu metaı satmağa bir özge bazar isterim. Fuzuli’nin meşhur dizesi iyiliğin dünyada az olduğunu ve gerçek kıymetinin bulunabileceği bir boyutu işaret ediyor. Ahirette muhakkak ki Allah’ın adaleti tecelli edecek lakin bugün için de söylememiz gereken bir şeyler var. Lakin bugün ne yazık ki bayrak kötülüğün eline geçmiş durumda.

Dünya herkes için yetecek kadar kaynağa sahipken açlık niye, yoksulluk niye, savaş niye? Peki ya o çöpten kâğıt toplamaya çalışarak kendini geçindirmeye çalışan insan? Peki ya o yine çöpten ekmek arayarak ölmemeye çalışan çocuk? Bu kadar yüksek miktardaki bencilliğin oluşturacağı sistem ancak böyle bir şey olur. Dünyanın ürettiği kaynakların dağılımına müdahil olanlar yukarıda bahsettiğimiz bencillik ortalamasının civarında dolaşan vicdanlardan oluştuğu için durum böyle. Ben böyleyim, o böyle, ötekisi de böyle. Hiçbirimizin birbirimizden farkının olmaması düzeni idare ettirenlerin de böyle olmasına sebep oluyorlar. Hep kendini düşünen, altta kalanın canının çıkmasını değil de hizmet edip kendi refahına hizmet etmesini bekleyen bir idare edenler/kaynakları yönetenler ve farklı bir zihinsel (vicdani) altyapısı olmayan ezilenler. Dizginleri ellerine geçirdikleri zaman bundan farklı hareket etmeyecek olan ezilenler. Bu sistemden başka ne beklersiniz ki?

Sistemin nasıl bizleri bugünlere getirdiğini anlatayım size ilerleyen yazılarda. Fakat işin temeline indiğimiz zaman her şeyin bencillikten kaynaklandığını göz ardı etmeyeyim. Dünyanın bugünüyle ilgili bir suçlu arıyorsak aynaya bakmamız gerekecek en başta. Doğru cevabı aynada bulacağız.