Sevgili dostlar. Geçen hafta gazetelerde kıyıya vuran mülteci cesetlerinin resimlerini gördünüz. Hepimiz gördük. Gazeteleri okuduktan sonra evimizde gazeteleri biriktirdiğimiz bir köşeye koyduk. Üzerinde yemek yedik bazen, ayakkabı boyarken yere serdik. Bir ara gözlerimiz takıldı resimlere, içimizde ölmüş olan bazı duygular hafiften kıpırdanır gibi oldu. Sonra kafamıza takılan başka mevzuları kovaladığımız gibi, dolaşan karasinekleri elimizle kovalamamız gibi onları da kovaladık gitti. Aynı günümüzün rutinine döndük. Her gün duyduğumuz çatışma, şehit, cinayet olayları gibi bu olay da tarihimizin tozlu raflarında yerini aldı. Kanıksamak ne kötü bir kelimeymiş ya Rabbim.

Kıyıya vuran cesetler, insanlığımızın o denizde boğulduğunu gösteriyor. İnsanlık koskoca bir denizin orta yerinde son nefeslerini almaya çalıştı. Tuzlu su yavaş yavaş ciğerlerine dolmaya başlarken son bir kurtuluş ümidi aradı gözlerini gökyüzüne çevirerek. Soğuk hava ve soğuk denizin dişlerini takırdatışı bir süre sonra kabullenmiş bir çaresizliğe bıraktı yerini. İnsanlık son saniyeye kadar direndi, sonra yok olup gitti.

Çocukların cesetleri kıyıya vurdu. Ülkelerinde çıkan savaşın sebebiyle ilgili hiçbir bilgileri yoktu. Oyun çağındaki çocuklardı onlar daha. Renkleri yeni tanıyor, hayatı yeni öğreniyorlardı. Eğlenceleri basitti, minicik şeylerle dünyalar onların olabiliyor, minicik şeylerle dudaklarını büzmeleri aniden yerini neşeye bırakabiliyordu. Onlar henüz çocuktular. Büyüklerinin iplerini ellerinde tutan kukla oynatıcıları yüzünden melek olup gittiler. Vebali o kuklacıların boynunda.

Bizim çaresiz kanıksamışlığımızın vebali yok zannetmeyin. Biz de bu ölümlerden sorumluyuz. En azından dökmediğimiz gözyaşlarımız için sorumluyuz. O gazeteleri görüp de uykusuz kalmadığımız için sorumluyuz. Bizden sonraki sorumluların veballeri artıyor. Dünyanın bir köşesinde oturup diğer köşesinde kavga olmasına sebep olup ve bundan nemalananlar sorumludur. İnsanları din-dil-ırk-mezhep çatışmalarına iteleyip ekonomik temelli amaçlarını gerçekleştirenler sorumludur. Silah tüccarları, petrol kartelleri, enerji simsarları, politika yapıcıları (policymakers) sorumludur. Dünyayı bir uçurumdan aşağıya doğru itenler ve buna engel olabilecekken, tüm bunların farkındayken kendi menfaatleri için ellerini bu işlere hiç sürmeyenler sorumludur.