Kimlik kavgasına dönüşen bu mücadelede olması gerekenle olan arasında derin bir uçurum var. Önce sorular, sonra olan ve nihayetinde olması gerekenden bahsedelim.

Türklük ve Kürtlük ve İngilizlik ve Araplık… çağ itibariyle ırk isimlerinden azade, kültürel terimler haline gelmişlerdir. Bugün, ırk olarak saf olduğunu iddia eden birine ancak gülerek karşılık verirsiniz. Irkçılık dendiğinde akla ilk gelen isimlerden biri olan Hitler örneğin döktüğü onca kana karşı oldukça saf bir insandı diyebiliriz çünkü karmakarışık bir coğrafyada saf ırk iddiasında bulunmayı başka türlü isimlendirmek olur gibi değil. Germen ırklarının, Slav ırklarının, Türk ırklarının bin küsur sene iç içe geçtiği bir yerde ari Alman ırkının olması ihtimali yok. Aynı şeyi Türklük için de zikredebiliriz keza diğer milliyetler için de. 19. yüzyılın milliyetçilik akımları, 20. yüzyılın ulus-devlet akımları; ırk temelli düşünceyi ne kadar ayağa kaldırmış olsa da aklın yolu aynı şeyi söylemiyor bize. Kullandıkları dillerle bin sene önceki dedeleriyle iletişim kuramayacak olan insanların ırk söylemi yukarıdaki tutarsızlıklar kadar tutarsız.

Burada kültür için bir parantez açmak istiyorum. Yıllarca geleneğin birikimiyle kendine özgü bir hale gelen kültürler korunmalıdır tabi ki. Türk kültürünün içinde var olan misafirperverlik, yardımseverlik, mazlumu koruma, zalime boyun eğmeme gibi temel özellikler ve bunların neticesinde ortaya çıkan ayrıntılar; dilin, yaşanılan coğrafyanın, etkileşimde bulunulan kültürlerin tesiriyle ortaya çıkan diğer ayrıntılar birleştiği zaman muazzam bir Türk kültürü oluşturur. Tabi ki bu kültür de ırktan bağımsızdır.

Neticede ortaya çıkan tablo, kendilerini Türk ya da Kürt olarak adlandıran ve fakat dedeleri muhtemelen kendilerini başka türlü adlandırmış olan insanlar arasındaki ırk temelli gibi görünen bir mücadeledir. Bugün memleketimizde Kürt sorunu diye bilinen sorunun aslında milliyetçilik sosuna bandırılmış bir ekmek sorunu olduğundan daha önce de bahsetmiştim. Ortada büyük bir kavram kargaşası var. Kürt diye bir şey yok, varsa eğer Kürt kültürü var. Bu kültür ırk temelli bir kavgayla korunmaz. Bu kültürü ancak bilimsel ve sanatsal çabalarla korursunuz. Dünya, İngiliz dilinin hegemonyası altındayken ve tüm kültürler yozlaşırken korunmaya çalışılan şey kültür değil de topraksa eninde sonunda ezilip o baskı altında yok olacaksınız demektir. Yani tutulan yol yanlış ve yok olmaya götürüyor Kürtleri.

Kapitalist sistemin yoğun baskısı altında yok olmaya mahkûm olan tüm dünya kültürleri gibi; karşısında durulmazsa eğer; Türk kültürü de yok olacak, Kürt kültürü de tüm diğer dünya kültürleri de. Bu yok olma sürecini hızlandıracak olan çatışmalardır. Sermayenin elinde iyi bir sopa var ve bu sopayı aptalların kafasının üzerinde dolandırıp duruyor. Zokayı yutanlar da ne uğruna olduğunu bilmedikleri bir savaşın içinde yok olurken dünyanın başka köşelerindeki ağaların ekmeğine yağ sürüyorlar, kanlarıyla.