Paris’teki saldırı ile Ankara’daki arasında bir fark yok. Silahlı insanların silahsız insanları öldürdükleri hiçbir saldırının birbirinden farkı olmadığı gibi silahlı insanların birbirlerini öldürdükleri hadiselerin de birbirlerinden farkı yok. Netice itibariyle ölen de öldüren de aynı tarafta. Üstelik ölene ağlayanla öldürene alkış tutan da aynı tarafta. Sadece bunu bilmiyorlar. Dünya ezenler ve ezilenlerden oluşuyor. Ezenler dediğimiz sermaye sahipleri, çok uluslu şirketler, politika üreticileri yani özetle söylemek gerekirse yönetmenler. Ezilenler ise yazılan senaryoya uygun hareket edilmesi için çaba gösteren ve yönetmenlerle yer yer ilişkiye giren başrol oyuncuları ile nerede oldukları hakkında hiçbir fikri olmayan, bu filmi gerçek hayat zanneden kalabalık figüran kadrosu.   Ezenlerin kendilerine göre binlerce kat büyük bir kalabalığı ezebilmeleri için uygulamaları (uygulatmaları) gereken çok değişik senaryolar var. Bunun yansımalarını siyasette, ticarette, ekonomide, sanatta görebilirsiniz fakat bakmanız gerekiyor. Yapılan politikalar mesela, hep o as kadroyu korumaya yönelik. Ekonominin bir bilim dalı olarak kendine yer buluşu ve milyarların emeğinin aslında para eder bir şey olmayışının insanlara yutturuluşu. Bunların hepsi aynı senaryonun parçaları. Savaşlar, açlıklar, insanların birbirleri ile olan kavgaları. Aynı tarafta olduklarını fark etmemeleri için uydurulmuş şeyler bunlar. Ezenler, ezilenlerin uyanmamaları için harcadıkları parayı insanların mutluluğu için harcasalar belki bunlar olmayacak ama uyanma ihtimalleri olacak bu sefer de. Riske etmeye değmez. Birbirlerini yesinler. En güzel yol bu. Bütün savaşların tarafları aynı aslında. Ezilenlerin, sömürülenlerin, güdülenlerin çocuklarının birbirlerine biledikleri diş birilerinin varlıklarını sürdürmeleri için gerekiyor. Dünyanın düzeni böyle gelmiş böyle gidiyor. Fransa’da bir konser salonunu basıp sivillere ateş edenlerle o salonda ölenler aynı zavallılıkta. Ankara’da tren garının önünde kendini havaya uçuranla havaya uçanlar da aynı zavallılıkta. Sosyal medyada ya da kahve ortamında böylesi hadiseleri tarafgirlikle alkışlayanlar da aynı zavallılıkta bunlara benim gibi üzülenler de. Bu yüzden sevgili dostlar. Büyük bir oyunun oynandığının farkında olun, bu türlü hadiseler gördüğünüz zaman da tarafgirlik duygularınızı harekete geçireceğinize vicdanınızı harekete geçirin ve mümkünse bir iki damla da yaş dökün ki insan olduğunuzu fark edesiniz.