Yolda okudum bu kitabı, inanılmaz iyi gidiyor. Bu kitapla iyi gidecek bir de müzik var, web sayfamın konseptine uygun değil diye yazmıyorum, ben de dinleyemedim zaten Malatya-Antalya yollarında.

“Kuşkusuz bir taksi çevirip öndeki aracı takip etmesini isteyecek entelektüel ve polisiye donanıma sahiptim, ne yazık ki beni ciddiye alacak olgunlukta bir taksiciye denk gelme ihtimalim sıfırdı.”

Kahramanımız Albert Camus esintili Alper Kamu henüz beş yaşında bir dedektif. Biraz alkol sorunu var, arada sigara içiyor ama özde iyi bir çocuk olduğunu düşünüyorum. Pardayan okuyan çocuk kötü olur mu? Bir yerde rahmetli amcasının kitaplarını karıştırırken Pardayanların tüm serisini bulduğunu görünce Faruk Nafiz’in “Rastlamıştım duvarda bir şair arkadaşa” demesi gibi ben de duygulandım. Pardayan seven birisi beş yaşında da olsa yetmiş beş de olsa aramızda bir akrabalık var demektir.

“Belki İsviçre’de yaşayan bir aksiyon kahramanı olsaydım emniyet şeridinden basıp gidebilirdim ancak güzel memleketimizde vatandaşlarımızın her biri soğuk füzyonu gerçekleştirmek, kansere çare bulmak, La Sagrada Familia’ya son halini verecek mimari projeyi tamamlamak gibi meseleleri bir an önce halletmek için öyle büyük bir telaş içindedir ki kimsenin yollarda böyle lakayt boşluklar bırakmaya ne zamanı vardır ne de tahammülü.”

“Birden evrimin o şaşmaz kuralı geliverdi aklıma. Herkes göründüğünden daha tehlikelidir.”

“Pazarlığa açık değilse ruhum, Şeytan beş para vermeyeceğindendir; çünkü ben Alper Kamu, gösterişli bir yalan, insanlığın kara yazgısına vurulmuş lanetli bir mühürden başka bir şey değilim.”

“Bana bu gece bir hikaye anlatır mısın? Eskiden olduğu gibi.”

“Elbette” Ceketini çıkartıp yanıma kıvrıldı babam. “Sana eğlenceli bir masal anlatayım öyleyse.”

“Hayır. Hüzünlü bir hikaye anlat bana.”

“Hüzünlü mü? Niye ki?”

“Babacığım” dedim. “Sen de biliyorsun, vakit mutlu hikayeler için çok geç.”

April yayıncılıktan çıkan romanın yazarı Alper Canıgüz. Elleri dert görmesin. 224 sayfada bitiyor ama 724 dahi olsa elden düşecek gibi değil.