İnsanlıktan ümidimi kesişim böyle zamanlara denk gelir. Üzüntülü bir haber vardır, ocaklara ateş düşmüştür ve bazıları hiç istiflerini bozmadan rutin hayatlarının çok da gerekli olmayan ayrıntılarını sürdürürler.

Dışarıdan gelen seslere kulak kabartırım gecenin bir vaktinde. Vakit gece yarısına yaklaşmış, normal insanlar sıradan bir günü bitirerek uykularına dalmışlardır. Hastalar bir nebze olsun rahat, çocuklar masum uykularında… Böylesi acılı günlerde biraz daha farklı tabi. Bir doz acı katılmıştır gecenin karanlığına. Memleketin bir köşesinden gelen şehit haberleri yakmıştır yürekleri. İşte o sesler böler gecenin sessizliğini. Onlarca araç arka arkaya dizilmiş, araçlarının park lambalarını yakmış, kornalarına basa basa dolaşıyorlardır. Bir yandan da bu manzaraya eklenmiş bağırtılar (böğürtüler). İster istemez cama yaklaşır bir göz atarsınız güruha. Bir yanda acıya bürünmüş onlarca aile ve onların acısıyla acıya bürünen sizler; diğer yanda bu güruh. İnsanlıktan ne türlü bir ümidiniz olabilir ki bundan sonra.

Kutlamaların sebepleri değişiklik gösterir. Düğündür, sünnettir, asker uğurlamadır, maç kazanmadır. Sevinmek için fırsat kollayan taşlaşmış kalplerde üzüntüye yer yoktur. Eğlenmek için başkalarının istirahat saatini bölenler için bir sonraki aşama çok daha rahattır. Şehit naaşlarının üzerinde tepinerek eğlenmek. Bir tarafta senin huzurun için ölenler varken diğer tarafta sen düğün kutluyor, davul zurna çalıyor, ardından da şehrin sokaklarına vuruyorsun kendini. Başkaları da senin eğlendiğini görsün, matemleri varsa senin matem tutmadığını görsün, yas tutmuyor olmak ayrıcalığınla onlardan üstün ol… Böyle bir duygu mudur acaba? Peki bunu yapanlar insan olabilir mi?

İki insanın hayatlarını birleştirdikleri gün kötü bir hadise olsa ülkede. Bir yerde askerler şehid edilmiş olsa. Erdemli olan göbek atmaya devam etmek midir yoksa o düğünü eğlentisiz bir şekilde sonlandırmak mıdır? Vicdanlarınıza soruyorum. Ülkenin yas tuttuğu gün çalgı-çengilerle evlenen insanların nesilleri nasıl yetişecek? Standart bir bencillik mi yükleyecekler karakterlerine doğuştan gelen? Sevinmek sadece sokak aralarında kornaya basmak ve göbek atmaktan mı ibarettir? Başka türlü sevinemez mi insan? Ya da şart mıdır her durumda sevinmek, her düğünde oynamak, bağırmak, nara atmak? Bazen üzüntüler de olur hayatta. Bazen başkalarının üzüntülerini paylaşmak da gerekmez mi onlar hiç bilmese de? Senin huzurun için asker olmuş, polis olmuş o insanın şehadeti seni hiç mi etkilemiyor? Peki sen her halükarda eğlentini sürdürüyorsan insan olabilir misin?

Sevgili dostlar. Yazının başlığındaki “sığır” Allah’ın bize verdiği nimetlerden olan büyükbaş hayvanları ifade etmiyor. Argo manasıyla kullandım. Biliyorum ki bu durumlarda sizler de üzülüyor ve etrafınızda dolaşan bencil mahluklar için bu ve benzeri tabirler kullanıyorsunuz. Sizin sesiniz olmak istedim.

Şanlı Türk ordusunun ve polis teşkilatının değerli mensupları. Boşuna şehit olmuyorsunuz. Kıymetiniz biliniyor, bazılarının terbiyesizliğine bakmayın siz.