Rivayet edilir ki 4. Murat Bağdat seferine gitmek için asker toplarken bir delikanlı çıkmış, askere yazılmak istemiş. Yaşı çok genç olan, henüz bıyıkları dahi terlememiş olan gence bakanlar: “Bıyığına tarak saplanmayanı askere almıyoruz.” diyerek delikanlıyı refüze etmişler. Bizimki cebinden tarağı çıkardığı gibi üst dudağına saplayıvermiş ve “İşte bakın, tarak saplanıyor” demiş. Bu vesileyle asker yazılan Osman’a gençliğinden dolayı Genç Osman demişler. Şairlerin “Sabah ezanında Bağdat kapusun, Allah Allah deyip açtı Genç Osman” dedikleri işte budur. Yine rivayetler, Sultan Murat’ın bu yiğide üç tuğ vermek istediğini söyler. Fakat ne yazık ki muhasara esnasında şehadet şerbetini içen Genç Osman artık vezirlikten çok daha üstün bir makama ulaşmış, şehitlere serdar olmuştur.

İnsanlık tarihi çağlar boyunca benzeri kahramanlık hikâyeleri anlatmış, dilden dile aktarılan öyküler bu günlere kadar ulaşmıştır. Bizler de bu hikâyeleri dinleyip, artık böylesi kahramanların var olmadığını düşünerek dizlerimizi dövüyoruz. Bu zamanın kahramanları artık kaleleri fethedenler, düşman karşısında muzaffer olanlar değil de evine helal lokma götürmek için canını dişine takanlar, helalin haramın ne olduğu bilinciyle yaşamaya çalışanlardır. Toprağı işleyen çiftçi, ekmeğini taştan çıkaran işçidir kahraman.

Milletimizin içinde kahramanların ve kahramanlığın itibarı bu tür hikâyelerle sürüp gider. Mehter marşlarından destanlara kadar çeşitli şiir ve müziklerle de desteklenir bu saygı. Bugünlerde çarşıda pazarda böylesi kahramanlıkların uyandırdığı saygı hissini uyandıracak tarzda müziklerini son ses açarak dolaşan seçim arabalarını görünce aklıma kahramanlık hikâyeleri geliyor ister istemez. Peki, hangi kahramanlık anlatılıyor ki halkın duyguları harekete geçirsin? Ya da şöyle sorayım, milletin itibarını kazanmak için böylesi müziklerin çalınmasının altında yatan sebep ne?

Sevgili dostlar. Seçim zamanları çarşıya, pazara çıkmaktan çekinir oldum. Bir araba yanımdan geçtiği zaman o kadar rahatsız oluyorum ki, içimden geçenleri buraya yazmam uygun olmaz. Bu yüzdendir ki her türlü siyasi oluşuma karşı aynı mesafede kalıyorum.

Ortada bir kahramanlık yok. Ortada bir kahramanlık olsa ben kendim asardım o her yerde gülümseyen yüzleri ve sloganlarıyla karşıma çıkan insanların posterlerini balkonuma. O müzikleri ben bulur dinlerdim gece gündüz. Ortada, itibarı hak edecek bir şey varsa zaten dilden dile yayılıyordur. Zaten insanlar bir araya geldikleri zaman gerçekten iyi olan, gerçekten faydalı olmuş olan ve faydalı olma ihtimali yüksek olan adayların vasıflarını anlatıyorlar birbirlerine. Millet iki tane müzik parçasıyla, üç tane posterle istenilen fikri kabullenecek kadar akılsız değil ki. Halkın bilgeliği iki tane müzikle satın alınamayacak kadar derin.