Geçenlerde size ilaç sektöründen bahsetmiştim. Bugün ilaç sektörünün kardeş sektörü olan tütün sektöründen bahsedeyim. Neden kardeş sektörler olduklarını uzun uzadıya anlatmayayım. Kanser tedavisi için kullanılan ilaçların fiyatlarını birazcık araştırırsanız kardeşliğin kaynağını da görebilirsiniz.

Tütün bitkisinin anavatanı Amerika’dır. Domates, patates gibi ürünlerin eski dünyaya getirilirken tütün de getirilmiş. Başlarda talebi yüksek değilken sınırlı bir ekim alanına sahipken bu bitki zaman içinde talep arttıkça kendine daha fazla üretim alanı bulmuş. Bundan üç yüz yıl önce sadece Trakya bölgesinde yetişen bu bitkinin tarımı bugün oldukça yaygın. 60’lı yıllara kadar zararları bugünkü kadar bilinmeyen tütün bitkisi günümüzde çok geniş bir bağımlı kitlesine hitap etmektedir.

Bağımlılık küresel iktisat sistemi açısından arzu edilen bir şeydir. Ne kadar çok bağımlı olursa insan o kadar iyidir. Neye bağımlı olduğu fark etmez, yeter ki bir şeylere bağımlı olsun. Bağımlı olmak insanı ‘hesap edilebilir’ hale getirir. Bağımlıysanız büyük büyük istatistik tablolarındaki sessiz yığınların arasında kendinize yer bulursunuz. Aykırıysanız sistemin dışında kalırsınız ve sizin tek başınıza hesap edilmeniz sistem açısından bir külfet teşkil eder. O sistemin içerisinde olup o hesapların arasında sessiz sakin kalmalısınız sistemin işlerliği açısından. O sessiz yığın da mümkün mertebe büyük olmalı ve içerisinde aykırı sesler olmamalı.

Örnek vereyim, futbol müsabakaları. Siz çok sevip futbol maçı izlemeye gidiyorsunuzdur fakat ekonomik sistem ara sıra stadyuma gidip maç izleyen seyirciyi sevmez. Senelik bilet almanız ve senelik bilet alanlar arasında hesaplanabilir olmanız gerekir. Bu durum dahi yeterli değildir ve yeterince küreselleşmemişsinizdir. Aslında yapmanız gereken müsabakaları yayınlayan bir kanala üye olup yıllık aidat ödemesi yapmanızdır. İşte sistemin en sevdiği insan tipi oldunuz bile. Farkı olmayan, aykırı olmayan, hesap edilebilen ve bağımlı…

Bankalar vadeli mevduat müşterisini severler yani belirli bir süreliğine parasını faize yatıran müşteriyi. Bir yıllık vadeyle parasını faize yatıran bir müşteri bir yıl boyunca o paraya dokunmama garantisi de vermiştir ki banka bu parayı çok rahat kullanır, başka mecralarda işletir. Parasını ne zaman çekeceği belli olmayan müşteriyi banka sevmez. Bu müşteri aykırıdır, bağımsızdır. Sistem bu insanın banka ilişkilerini sürekli daralan bir makasla kendine bağlamaya uğraşır. Faizle işi olmayan insanın bile bir şekilde bankayla ilişkileri sürekli artırılır, kredi kartıyla ya da başka yollarla sürekli sistemle iç içe olur. İstatistiksel olarak bu adam dahi banka ilişkileri açısından incelenir ve banka ile irtibatının eğilimi hesaplanır. Yüzde doksan dokuz ihtimalle sapmayacak bir şekilde ne zaman ne yaptığı belirlenir ve ondan sağlanan para bu şekilde kullanılır. Sistem, bağımlı olmayan vatandaşı da bir yolunu bularak bağımlı hale getirir ve hesaplanabilir yapar.

Sevgili dostlar. Tütünün zararlarını hepimiz biliyoruz. Çok bahsedilmeyen bir zararı da işte bu bağımlılık halidir. Tütün sizi bağımlı yaparken aynı zamanda hesaplanabilir yapar. Hem ilaç sektörünün hem de tütün sektörünün hesaplarının içine katılırsınız. Sürdürdüğünüz her türlü alışkanlık, aykırı olmadığınız her mevzu sizi o uzun hesap tablolarının içindeki sessiz yığının parçası yapar.