Atalar, lafla peynir gemisi yürümez demişler. Biz inadına yürütmeye çalışıyoruz. Söz ne kadar çoğalırsa iş de o kadar azalıyor. Sonra da gemimizin yürümemesinden şikayet eden daha fazla laf konuşuyoruz.

Günlük hayatımızı konuşmalar ve çalışmalar olarak bölecek olsak; konuşmalarımızın feci şekilde tüm vaktimizi aldığını çalışmalarınsa gittikçe azaldığını göreceksiniz.

Sevgili dostlar. Asri zamanlar dedikleri işte böyle bir şey. Emeğin yoğun olduğu çiftçilik ve üreticilik gibi sektörlerin milli gelirdeki yerleri hizmetler sektörü karşısında o kadar geriledi ki yüzde yirmilerden bile az yer tutuyor toplam gelirde. Bu ne manaya geliyor diye sorarsanız şöyle izah edeyim. Esas işi yapanlar yani toprağı ekenler yani ekmeği üretenler para kazanmıyor. Asıl parayı, bunun lafını konuşanlar kazanıyor.

Biraz daha açmak istiyorum merak edenler için. İktisatçılar, ülkenin milli gelirinin üç sektörün toplamından oluştuğunu söylerler. Bunlar: tarım, imalat ve hizmet sektörleridir. Yine aynı iktisatçılar bir ülkenin gelişmiş sayılabilmesi için tarım sektörünün milli gelirdeki payının % 1-2 civarında; imalat sektörünün payının % 5-10 arasında; hizmetler sektörünün ise % 90’larda olması gerektiğini söylüyorlar. Birilerinin çalışması, birilerinin de yemesi tabiat kanunu kadar yerleşik bir kanundur insanlar arasında fakat genel olarak göz ardı edilebilir. Bu ölçüde bir adaletsizliğin yani % 10’un çalışıp % 90’ın sadece laf üretmesi ve yemesinin normalmiş gibi gösterilebilmesi için iktisat diye bir bilim icat etmişler.

Hizmet sektörü ile diğer sektörler arasındaki farkı depolanma açısından bakarak anlayabilirsiniz. Bir ürünü depoya koyduğunuzu hayal edebiliyorsanız bu ürün imalat ya da tarım sektörüne aittir. Aksi halde hizmetler sektöründedir. Depolanabilir ürünler için emek verilmiş, çaba gösterilmiştir. Hizmetler sektörü için yazışmalar yapılmış, laf üretilmiştir. Küçümsemek istemiyorum hizmetler sektörünü zira içinde eğitim gibi adalet gibi çok önemli iş kollarını da barındırıyor bu hizmetler sektörü dediğim lakin ağırlığının bu ölçüde olması garip geliyor bana. Bir çocuğa sorsanız bir oyuncağın maddi varlığının daha önemli olduğunu, onunla ilgili diğer şeylerin teferruat olduğunu söyleyecektir size.

İşte durum böyle sevgili dostlar. Birileri çalışır, birileri yer. Dünyanın düzeni zaten böyleyken birilerinin çok çalıştığı birilerinin çok yediği bir düzene gelmiş durumdayız. Çok kritik ve önemli bazı iş kollarını istisna edelim fakat birisinin sütü sağdığı, birisinin peyniri ürettiği (tarım ve imalat) bir işlemde birilerinin nakliye ve satışını yapması (hizmetler) çok doğal fakat paranın çoğunu o iş için kredi verenin, laf üretenin kesesine gitmesi pek de mantıklı gelmiyor. İktisatçılar ne derse desin.