İstanbul Teknik Üniversitesi’ne cami yapılması gündeme gelmiş. Rektör, cami talebini olumlu bulmuş ve talep durumunda sinagog bile yapabileceklerini ifade etmiş. Bunun üzerine bazı öğrenciler çıkmış, “Biz Budist tapınağı istiyoruz!” demişler. Taleplerini ifade ediş tarzları da ilginç. En yakın tapınak 2000 km. uzaktaymış da gidip gelemiyorlarmış. Okulda yeterince laboratuvar yokken camiye ne gerek varmış. İbadet edebilecekleri sessiz-sakin bir mekân yokmuş…

Burada zaman zaman özgürlüklerden bahsettiğim için bu konuyu da buraya taşıma ihtiyacı hissettim. Hadiseye özgürlükler açısından bakıldığı zaman talep gerçekten doğru. Eğer o üniversitede bir tane dahi Budist bulunuyorsa ve gerçekten ibadet edebilmesi için ayrı bir mekâna ihtiyaç duyuyorsa rektörlük Budist tapınağı da yapmalıdır. Budist tapınağı yaptığı gibi talebe göre her din mensubu için ayrı ayrı tapınak da inşa etmelidir. Olaya özgürlük gözlüğüyle baktığımız zaman durum böyle fakat bir de mantık gözlüğüyle bakmak lazım.

Öncelikle, okula tapınak isteyenlerin esas amaçları ibadetlerini yerine getirmek mi yoksa cami yapımına tepki göstermek mi? İbadet etmek amaçlanıyorsa ‘hay hay’ denip tapınakları inşa edilsin fakat sırf cami yapılmasına tepki diye bu talepte bulunuyorlarsa saygıyı hak etmiyorlar zira İslam inancı ve mabedine saygı duymadıkları için böyle bir şey istiyorlar. Özgürlüklerin başlangıç ve bitiş noktalarına başkalarının özgürlüklerine saygı oluşturur. Dolayısı ile sırf başkasının ibadet etmesini istemediğinden tepki koyanlara saygı göstermeyi bırakın, ciddiye almak bile abes.

Kaldı ki, İslam’ın ibadet şekliyle diğer dinlerin şekilleri birbirlerine bu derece benzemiyor. Diğer dinlerde İslam’daki gibi günün belirli vakitlerinde yapılan ibadetler yok. Kiliseye Pazar günleri ya da canının istediğinde gidersin. Müslümansan her gün ibadetin vardır ve öğrenciysen en az üç vakit namazını da okul civarında kılmak zorundasındır. Cami, Müslüman için önemli bir ihtiyaçtır. Büyük kampüsü olan bir okulda vakit namazını kılmak için insanların nasıl zorlanacaklarını düşünüyorum da, hakikaten cami ya da en azından büyükçe bir mescit olmadan dini vecibelerin yerine getirilmesi kolay olmaz. Şimdi İslam ile diğer dinleri bir tutup tapınak istemek mantıklı oluyor mu bu durumda?

Netice itibariyle burada bir üzüm yeme isteğinden çok bağcıyı dövme isteği var. Müslümanlara karşı bir çekememezlik, bir düşmanlık var.  Hâlbuki düşünce ve ifade özgürlüğü ve saygı böyle bir gelişmeyi memnuniyetle karşılamayı gerektirir. Budist ya da Hıristiyan ya da hangi dinin mensubu olursa olsun ya da olmasın; insan düşüncesine saygı duyan birisi, bir caminin inşa edilip Müslümanların rahata kavuşturulacağını duyunca mutlu olur. İçinde kin olan, düşmanlık olan ya da sadece cahil olan birisi ancak böyle bir tepkiyi verir. İbadetleri, İslam gibi zamana bağlı olan bir din seçmeleri lazımdı ciddiye alınabilmeleri için.