Sevgili dostlar. Allah’ın inayetiyle sekiz koca yılı geride bırakmış bulunuyoruz NetHaber gazetesi olarak. Bu sekiz yılın yedi yılından fazla bir zamanında da ben kafanızı şişirdim; hakkınızı helal edin.

Hepimizin yaşadığımız topluma karşı bazı vazifelerimiz, ödevlerimiz var ve hepimiz yaşadığımız toplumun temel taşlarıyız. Kimimiz doktorluk yaparak katkıda bulunmaya çalışıyoruz milletimize kimimiz hamallık yaparak. Birileri bu okuduğunuz gazetenin içini yazılarla doldurmaya uğraştı birileri baskısıyla birileri de bu gazetenin sizin oturduğunuz şu yere kadar taşınmasıyla… Herkesin yaşadığı topluma bir borcu var. Bu yazılarla karşınıza çıkarak topluma karşı borcumu iki şekilde ödemeye çalışıyorum affınıza sığınarak. Birincisi demin bahsettiğim gibi, benimle birlikte bu toplumun varlığının sürdürülmesi için katkıda bulunan her meslek gurubundan, her yaş grubundan insana karşı vazifemi yerine getirmek için. Toprağı ekerek buğdayı üreten çiftçiden onu işleyen değirmenciye, fırıncıya karşı. Oturduğum masayı bu hale getiren marangoza, onu buraya getiren hamala karşı. Çocuklarımızın eğitimini veren öğretmene, asayişi sağlayan askere ve polise, çöp toplayarak temizliği sağlayan işçiden proje çizen mühendise karşı. Okula giderek kendi üzerine düşeni yapan öğrenciden, çocuklarını yetiştirerek geleceği kuran annelere kadar sayamayacağım birçok alanlarda insanlar vazifelerini yaparak ben dâhil herkesin dirliğine ve düzenine katkıda bulunuyorlar. Ben dahi kendi çapımda katkıda bulunmaya çalışıyorum bu katkıya.

İkinci olarak da bu vatanı ve bu milleti bizlere, geleneğin o hassas ambalajına sararak günümüze kadar gelmelerine vesile olan rahmetli atalarımızın hatırasına; onların geleneğini sürdürmeye çalışarak, o geleneğin izlerini sürerek saygı göstermeye çabalıyorum. Burada okuduğunuz yazıların çoğu geleneğin yitirilmekte olduğu bir dünyada bizleri biz yapan vasıflarımızın neler olduğunu anlatmaya çalışıyor sizlere. Kim olduğumuz, hangi zorlukları aşarak bugünlere geldiğimiz ve bu geliş sırasında nerelerden kuvvet aldığımızı bulmaya çalışıyor size ve kendime anlatıyorum. Dünyanın, modern dünyanın geleneğin karşısında kapitalizmin ya da modernizmin ya da liberalizmin ya da ismi sürekli değişen ve fakat bizim için aynı olması gereken o şeytanın savaşının orta yerinde olduğunu ve ne yazık ki şeytanın şu an için galip durumda göründüğünü anlatmaya çalışıyorum.

NetHaber gazetemiz dokuzuncu yaşına girdi elhamdülillah. Bu gazeteye yazmaya başladığım sırada henüz bir yaşında bile değildi. Bunca yıldır benim kendime vazife addettiğim bu yazıları sizlere ulaştırmama vesile olan, yerel basınımızın bu güzide gazetesine; başta “Bir dergi 1,5 kişiyle çıkar.” vecizesinin yerel bir gazete için de geçerli olduğunu verdiği emekle ispatlayan sevgili ağabeyim Ahmet Keskin olmak üzere baskıdan dağıtıma kadar emek veren tüm çalışanlarına yani Abdulvahap Kaygusuz, Ahmet Turan Yılmazcan, Aydın Alkan, Bayram Taştan, Cumali Keskin, Ercan Demirhan, Erol Tulu, Hakan Tilekli,  Hanifi Evren, Mehmet Keskin, Necati Tanrıverdi, Sezai Erhan,  Süleyman Keskin ve Yusuf Cici’ye; teşekkür ederim.

NetHaber gazetemizin yeni yayın yılını tebrik eder, nice yıllar dilerim.