Karıncaya sormuşlar “Hedefin ne?” diye. “Kış için erzak biriktirmek.” demiş. Küçük hayatlar için ne kadar güzel hedefler var. Hayatının küçük olduğunun farkında olanlar için de aynısı. Bir de kendisini dev aynasında görme kültürünün ürünü insanlarımız var ki onların hayatlarında bu hedef kelimesi inanılmaz boyutta bir öneme sahip.

Küçük yaştan başlayarak hedef kelimesi etrafında dönüp dolaşıyoruz zira hedefli-gayeli-idealli bir hayatın önemli olduğunu aksi halde hayatın beş para etmeyeceğini anlatıyorlar bize. Önüne hedef koy, kalkınma planı yap diyorlar. Aylık hedefler, yıllık hedefler derken bir de bakıyorsunuz ki on yıl sonra yirmi yıl sonra nerede olacağını hesaplamaya başlamış insanlar. İyi de güzel kardeşim, sen sıradan bir insansın. Devlet misin ki beş yıllık kalkınma planı yapıyorsun? Üç gün sonra ne halde olacağını kestiremeyen aciz bir varlıktan öte nesin ki?

Peygamberimiz insana mal olarak atla yolculuk eden birisinin azık olarak yanına aldığı yeterli diyor bir hadisinde. Başka bir sözündeyse bir yıllık rızkını istif edenle bir aylığı istif eden arasında; bir aylık rızık saklayanla bir günlük saklayan arasında Allah katında (illa ki) fark olacağını söylüyor. Bir günlükten fazlası için endişe etmeyen adamın tevekkülüne bakar mısınız? Nasıl olsa yarına çıkıp çıkmayacağım belli değil, kendimi niye kahredeyim ki diyor. Bu tabi bugünün dünyası için uçuk bir örnek. Bizim hedeflerimiz beş-on yıllarla ifade edildiği için günlük hedef koymak gibi bir ihtimalimiz yok.

Bunların hepsi kandırmaca sevgili dostlar. Size hedef dayatması yapan sistem yüzünden içtiğiniz bir çayın dahi tadını alamıyorsunuz. Dostluklarınız sığ ve menfaat odaklı. Hedefe yönelik yaşadığınız için samimi dostlarınız olmuyor. Hedefe yönelik yaşadığınız için bugünün kıymetini asla bilmiyorsunuz. Hedefler sizi hep büyülü bir yarının masalıyla uyutuyor. Yirmi yaşınızda da o hedef için çalışıyorsunuz elli yaşınızda da. Yolun bir yerinde durup da nereden geldim buraya diye sormak aklınıza bile gelmiyor. Bir an dursanız o yirmi yaş ile elli yaş arasında hiçbir şeyin değişmemiş olduğunu göreceksiniz. Hep bir hedef doğrultusunda adımlar attınız fakat henüz ulaşmış değilsiniz. Biraz mantıksız değil mi?

Bugünümüzün değeri hepsinden daha fazla. Yarınından emin olmadığımız bugün peşinde olduğumuz o hedeflere yönelik adımlardan ziyade kesin olanlara yönelik adımlarla kıymetlenebilir. Hedefler yüzünden ertelediğimiz o kadar çok “mühim” işimiz var ki. Yeterli vakit ayıramadığımız ailemiz, tanışıklığımızın zayıflığıyla büyüyen çocuklarımız, hiç oluşmayan dostluklarımız, cenazeden cenazeye hasbıhal ettiğimiz akrabalarımız bir yanda sürekli ertelediğimiz ilmi faaliyetlerimiz ya da belki ibadetlerimiz diğer yanda olmak üzere… O kadar çok şey var ki kavuşması uzun yıllar alacak o hedeflerden daha önemli olan…