Toplum insanlarla birlikte değişik topluluklardan da oluşur. Çıkar grupları, sivil toplum kuruluşları, cemaatler, cemiyetler, siyasi partiler, medya diye bir çırpıda sayabileceğimiz örnekler çoğaltılabilir. Saydıklarımdan son iki tanesi siyaset ve medya. Bu grupların birbirleri ile iletişimi kritik sonuçlar doğurur. Bilhassa bu saydıklarımdan son iki tanesi olan siyaset ve medya.

Toplumu oluşturan bu grupların birbirleri ile iletişimlerinin tabi oldukları bazı kurallar vardır. Bu kurallar yazıya dökülmemiş, geleneksel bir biçimde devam edebileceği gibi yazıya dökülmüş olanları da vardır. Örneğin bir sivil toplum kuruluşunun devlet ile ilişkileri kurallara bağlanmışken bir siyasi partinin diğer bazı gruplarla etkileşimlerinin kanun haline gelmiş biçimleri de vardır. Örnek vermek gerekirse bir siyasi parti yabancı bir kuruluştan maddi yardım alırsa bu partinin kapanma sebebi olabilir.

Siyaset medya ilişkileri hassas sonuçlar doğuracak olan ilişkilerin başında gelir. İleri demokrasi iddiasında olan batı ülkeleri dış dünyaya karşı demokrasi kavramını büyük bir riyakarlıkla sürdürürken kendi içlerinde başarılı çalışmalar vermektedirler. Medya-siyaset ilişkileri de düzenleme yapılan bir alandır. Batı ülkelerinde, ülkeden ülkeye değişmekle birlikte medya ile siyasetçilerin ilişkileri konusunda değişik kurallar ve kanunlar vardır. Bu kurallardan bazıları medya kuruluşu sahiplerinin başka ticari faaliyetlerinin kısıtlanması veya yasaklanması gibi.

Siyaset ve medya ilişkilerinin hassas olmasının sebebi de medyanın toplumu bilgilendirme misyonudur. Bir medya kuruluşu, bir gazete, radyo ya da televizyon, siyasi bir partiye angaje olmuşsa bilgilendirmesini de hep aynı pencereden yapacaktır. İlgili siyasi partinin görüşü sanki toplumun genel görüşüymüş gibi olacaktır zaman içerisinde. Gerçeği yansıtmakla görevli olan medya kuruluşu siyasete bulaştıktan sonra bu vazifesini hakkıyla yerine getiremeyecek, ilgili siyasi görüşün savunucusu haline gelecektir.

Medyanın dördüncü kuvvet olarak anılmasının nedeni yasama, yürütme ve yargı erklerinin yanında güç olarak bunlara eşit ve zaman zaman bunlardan da güçlü olmasından kaynaklanmaktadır. Böylesi bir kuvvetin siyasi olarak bağlanmış olması ahlaki manada büyük bir çapraşıklığı ifade eder. Eğer birlikte hareket edilen siyasi grup iktidardaysa çapraşıklık da güç de büyümüştür. Medya şirazesinden çıkmış, vazifesini görmek yerine şekil değiştirmeyi uygun bulmuştur. Yabancı literatürde “embedded media” diye geçer bu durum.

Sevgili dostlar. Medyanın siyasetle dirsek teması halinde olmasının tehlikelerini anlatabildim sanıyorum. Siyasetle iç içe olan bir medya kuruluşu artık kamuoyunu bilgilendirme vazifesini yapmaktan ziyade siyasi partinin basın bülteni haline gelmiştir. Kamuoyunu bilgilendiremez, bilgilendirse dahi verdiği bilginin güvenilirliği olmaz. Bir gazete okurken, bir televizyon seyrederken hangi siyasi bağlantıları olduğunu iyi öğrenmek, verilen haberleri de bu gözle okumak gerekiyor.