Bu soru son günlerde kamuoyunda yer alıyor. Malatya milletvekili Veli Ağbaba belediye meclislerine ve kamuoyuna taşıdı bu meseleyi çalışmalarıyla. Ben de şimdi müsaadenizle hadiseyi detaylandırmak istiyorum.

Öncelikle söylemek istediğim, cemevinin ibadethane olup olmadığı hakkında bir soru sormanın yersizliğidir. Kimsenin, bir mekânın ibadethane olup olmadığı hususunda yorum yapmaya hakkı yoktur. Eğer yeryüzünde sadece bir kişi bir mekânın kutsal olduğunu kabul ediyorsa dünyanın geri kalanının bu kutsiyete saygı göstermeleri gerekir. Aleviliğin din olup olmadığı konusundaki tartışmalarda da uygulanması gereken metot budur. Eğer dünya üzerinde bir kişi bile Alevilik bir dindir diyorsa ve kendini bu dinin mensubu kabul ediyorsa Alevilik artık bir dindir ve dünyanın geri kalanına bu fikre saygı göstermek düşer. Şimdilik din konusunda kuvvetli bir eğilim yok fakat ileride olabilir, belki de bu cemevi tartışmaları Alevilik dininin oluşumunun ilk adımlarıdır. Fakat bugün için Alevilik İslam’ın farklı bir kolu, cemevi de farklı bir ibadethanesi gibi görünüyor.

Aleviliği ya da cemevini İslam’ın içinde ya da dışında kabul etmek hakkı da kimseye ait değildir. Herkes dinini kendi vicdanında yaşar ve kalplerin içini bilen yalnızca Allah’tır. Dolayısıyla din konusunda, bilhassa dinin içinde ya da dışında oluş konusunda yorum yapmak yanlıştır. İnancımıza göre ahiret gününde herkesin durumu belli olacaktır ki bu dünyadayken bu konularda yorum yapmak haddi aşmak olur.

Düşünceye ve din özgürlüğüne saygı göstermemenin en canlı iki örneğini bu sıralarda yaşadık ve yaşıyoruz. Birincisi Fransa’da ve Danimarka’da yaşanan karikatür hadiseleri. Burada birkaç haddini bilmez Peygamber Efendimize hakaret içeren çizimler yaptılar, okumadım fakat belki de yazılarla bu hakaretlerini desteklediler. Saygısızlık, haddini bilmezliktir bu. Ben bir kişiyi kutsal olarak kabul ediyorsam (ki sadece ben değil, dünyadaki 1,5 milyar Müslüman kabul ediyor) insanlığın gereği buna saygı göstermektir. İkincisi ise ülkemizin güneyinde faaliyet gösteren IŞİD faaliyetleridir. Bunlar da kendilerini din konusunda otorite kabul edip “Müslümanım” diyen insanları katlediyorlar, kendilerine uymadıkları için. Her ikisi de bağnazlık, her ikisi de yobazlıktır ki insanım diyen bunları kabul edemez.

Özetlemek gerekirse sevgili dostlar, vurgulamak istediğim nokta özgürlük. Herkes düşüncesinde özgür olduğu gibi dininde de kutsalında da özgürdür. Bir kişinin özgürlüğü başkasının hudutlarını taciz etmediği sürece dokunulmazdır, saygı gösterilmelidir. Şimdi cemevi ibadethane midir değil midir sorusunun cevabı da burada yatmaktadır. Din, kimsenin tekelinde değildir ve bu soruya “değil” cevabı vermek ve hatta bu soruyu sormak bile yersizdir. Ben bir Müslüman olarak yeryüzünün Allah’ın mülkü olduğunu düşünüyor ve tüm dünyayı ibadethane kabul ediyorum. İbadet şekli olarak namazı kabul ediyorum ve vakitlerine uygun olarak camide ya da mescitte ya da uygun olan herhangi bir yerde kılmaya çalışıyorum. Kendi ibadetimi yapma şeklim ve mekanımla birlikte kutsal kabul ettiklerime saygı beklediğim gibi başkalarının kutsal kabul ettiklerine de saygı duyuyorum.