Osmanlıca’ya haksızlık edildiğini kabul etmeliyiz artık. Bir tarih boyunca kullanmış olduğumuz yazı dilinin kaldırılıp yerine Latin harflerinin getirildiği gün itibariyle milletimizin geçmişiyle olan bağlantısı bir anda kopuverdi. O gün biz köksüz bir toplum haline geldik. Elimizde olan tüm bilgi sözlü aktarım vasıtasıyla elde ettiklerimizdi. Harf devriminin olduğu günden bugüne kadar biriktirebildiklerimiz düşünülürse kültür olarak zirvede olabilecekken henüz emekleme devrinde olduğumuz ortaya çıkar. Harf devrimi de her devrim gibi aniden olan, aniden gelişen, geri dönüşü mümkün olmayan bir hadiseydi. Devrimlerin doğasında geçiş dönemleri yoktur, bekleme yoktur, alışma dönemleri yoktur. Harf devrimi de aniden yapılan ve kesin kararlı bir devrim olduğu için Osmanlıca’yı çürümeye terk ettik zamanın içinde. Dilde sadeleşme hareketleri ile de bu çürümeyi hızlandırdık.

Bugün Osmanlıca’nın okullarda ders olarak okutulması gündemdeyse eğer devrimin üzerinden çok zaman geçmiş ve o keskinlik, o kararlılık yitirilmiş demektir. Devrim gayesine ulaştığı için artık Osmanlıca eğitiminin sakıncasının kalmadığını da söyleyebiliriz. Geçmişle barışmak, geçmişin unutulanlarını, kaybedilenlerini gün yüzüne çıkarmak için güzel bir adım fakat doğru bir adım mı? Tartışılır.

Okulda seçmeli ders olarak Osmanlıca okutulmadan önce atılması gereken bazı adımlar var. Memleketin herhangi bir yerinde arşiv adı altında muhafaza edilmekte olan tüm Osmanlıca metinler milletimizin istifadesine açılmalı. Hepsi taranarak internet ortamında ilgililerin ulaşımına açık hale getirilmeli. Bu durumda ilgililerin kemiyeti ve keyfiyeti ortaya çıkacaktır. Osmanlıca özendirilmek isteniyorsa bu özendirme için bir sebep olmalı ortada. Milletinin tarihini araştırmak isteyen, ilgili metinlere ulaşan ve okuyamadığı için hayıflananlar için bir seçenek olur o zaman Osmanlıca dersleri. Yani demek istediğim, bir hedef olmaksızın sadece Osmanlıca dersi vermek bir şey ifade etmez.

İkinci bir mesele de seçmeli derslerin durumu. Türkiye’de seçmeli dersler genel olarak seçilmez. Alternatifi olmadığı için zorunlu ders haline gelir bu seçmeli dersler. Zoraki bir şekilde verilen bu dersin, isteksiz öğrencilere verilmesinin menfi sonuçları kaçınılmazdır. Düşünsenize, istemediğiniz halde size zoraki bir şekilde çok yabancı olduğunuz, yeteneğinizin olmadığı, okumak istemediğiniz bir ders veriliyor. Ha organik kimya ha Osmanlıca. Dolayısı ile zoraki bir şekilde okutulacak olan bu dersten kimseye bir fayda gelmeyecek. Hele ki lise talebelerinin Osmanlıca’dan soğuyacakları düşünülürse, zarardan başka bir getirisi olmayacak Osmanlıca derslerinin.

Tarihimizle barışalım, geçmişimizle bağlarımızı yeniden kuralım. Ecdadımızın konuştuğu dili biz de anlayalım. Onların bize bıraktığı eserlerden istifade edelim. Fakat bunu akademik bir düzeyde yapmamız gerekiyor. Lise düzeyinde bunu yapmak için zaman uygun olabilir fakat zemin artık uygun değil.