Yürek tepkisizlikten ölür. Etrafınızda cereyan eden hadiseleri yürek gözüyle görmeyi bıraktıktan sonra hadiselere yüreğinizle tepki vermeyi bırakırsınız. Gündelik hayatınızın bir parçası olan o cadde, o sokak. Oradan her gün geçersiniz de etrafta olup bitenleri gerçek manada algılayamazsınız. Hayatınızı normal seyrinde akıp gitmeye programladıysanız bu programın bozulmaması için elinizden geleni yaparsınız. Bu programın dâhilinde olmayan hadiselerle ilginizi kesersiniz. Her şey mantıki çerçevesi içerisinde gerçekleşiyordur. Uzun vadeli programlarınız maddi temellidir ve yürek de farkında olmadan o maddi temelli binanın sadece bir odacığını işgal ediyordur sizin tasarımınızda. Fakat yürek o odaya sığmaz. Sığdıramayacağınızı anlamanız için yürek gözüyle dünyaya bakmak ve yürek gözüyle tepkiler vermek gerekir. Alışkanlıklar yüreği öldürür. Tepkisizlik yüreğin katilidir.

Yürek ilgisizlikten ölür. Bakış açınızı madde ile temellendirdiğiniz zaman bütüncül bir düzeninizin olduğunu düşünür ve yüreğinize belli miktarlarda ilgi gösterme şiarını edinirsiniz. Bu ilgi zamanı da daha önemli gördüğünüz ilgi alanlarının yayılmacı siyaseti neticesinde azaldıkça azalır. Başlarda birkaç patlamayla ikaz eder sizi. Vücudunuz aynı tepkiyi verse kalp krizidir, beyin kanamasıdır, tedbir almak gerekir. Ruhunuzun verdiği tepkilerin üzerini örter hayatınıza devam edersiniz. Bir olay karşısında yüreğiniz dayanamaz burulur. Gözyaşlarınız ister istemez süzülür yanaklarınızdan. Fakat siz bu durumu vücudunuzun verdiği sinyallere gösterdiğiniz yaklaşımdan uzak cevaplar verirsiniz. Yürek bu ilgisizlikten mustarip, yavaş yavaş terk edildiği ölüme doğru ilerler. Farkına bile varmazsınız. İlgisizlik yüreğin katillerinden sadece biridir.

Yürek sahipsizlikten ölür. Kendi başına kaldığınızı düşündüğünüz bu dünyada kalbinize bir sahip bulmak için dolaşır durursunuz. Koskoca bir boşluk vardır o yüreğin orta yerinde. Ne bir insan doldurabilir o boşluğu ne de bir meşgale fakat yine de doldurmak için uğraşıp durursunuz. Bir eşle doldurmaya çalışırsınız önce sonra çocuklar sonra meşgaleler. Siyasetle doldurmaya uğraşırsınız dolmaz, ticaretle uğraşırsınız fayda etmez. Dünyanın sahibi olsanız o boşluk dolmaz hâlbuki. Dünya, bir insanın yüreğindeki boşluğu doldurmak için çok küçük bir metadır. Yüreğe sahip olmak için çağrılanların hepsi de o yüreğe girdiklerinde iğreti dururlar. Sahip dediğin gelip oturmalı, doldurmalı, sahipliğini belli etmeli. Ne bir insanla olacak iştir o ne altınlar ne gümüşle ne de bir meşgaleyle. Yürek ancak gerçek sahibine kapıları açtığı anda dolar ki o da Cevşen duasındaki sıfatlarıyla: kalpleri değiştiren, kalpleri süsleyen, kalpleri nurlandıran, kalplerin tabibi, kalplerin sevgilisi, kalplerin dostu olan Yüce Allah’tır. Sahipsiz bıraktığınız yürek, zail olup gidecek sahipler bulduğunuz yürek o zail olacakların akıbetine uğrayıp ölecektir er ya da geç. Sahipsizlik yüreğin katilidir.