İnsanların ölçülebilir varlıklar olmasını ilk kim arzu etmiştir acaba diye düşünüyorum. Aklıma gelen değişik isimlerin başına Adam Smith’i yerleştiriyorum ister istemez. Liberal iktisadın babası kabul edilen Adam Smith’e göre rasyonel insan her halükarda kendisi için en mantıklı olanı yapacaktır ve piyasalar kendi kendilerine dengelerini bulacaktır. Dünyada akıl baliğ olduktan sonra 3-5 sene yaşamış orta zekalı birinin ‘rasyonel insan’ (yani her zaman en mantıklı şekilde davranan insan) diye bir şeyin olmadığını anlamamasına imkan vermiyorum. Olmasın da zaten. Kim bütün dünya insanlarının fabrikadan çıkmış robotlar gibi aynı şeyleri yapmasını, aynı hayatları yaşamasını ister ki? Kimin istediğini ben biliyorum. İlk çağlardan sanayi devrimine kadar süren zaman diliminde krallar-derebeyleri; sonraki dönemde de sermaye sahipleri.

Sanayi devrimine kadar süren zaman diliminde dünya feodal krallar tarafından yönetildi. İnsanlar, insan olmanın kendilerine getirebileceği her türlü özgürlüğü krallarına hibe ettiler. Doğuşlarından itibaren ‘kul’ oldular ve böyle yaşadılar. İslam’ın saadet asrı haricinde zikredilmeye değecek farklı bir eğilim olmadı. Özgürlüğünün başka birisinin ellerine bırakılmasının mantıksızlığını düşünmeyen insanın programlanmasına, rasyonel düşünce adı altında robot haline getirilmesine gerek yoktu zaten. Ta ki güç dengesi feodal derebeyinden sermaye sahibi burjuvaya geçene kadar. Uyrukluk bağıyla kendisine bağlı olmayan insanların emeklerini kullanmak zorunda olan sermaye sahibinin onları bir şekilde buna ikna etmesi gerekiyordu. Dün kralına karşı isyan eden, onu devirip idam sehpasına çeken insanı tekrar kul yapmak için onu kul olmadığına ikna etmek gerekiyordu. Sen özgürsün, özgürlüğünü kendi başına kazandın, aslansın, kaplansın, rasyonelsin, her yerde en mantıklı olanı sen yaparsın diye gazı alan modern insan yine kulluğunu sürdürdü fakat çoğu zaman bundan haberdar olmadı.

Bugün de düzen krallıklar döneminin düzeninden farklı değil. Büyük krallıkların yerini büyük sermaye sahipleri aldı. Aklınıza gelen, dünya çapındaki birkaç şirket ismini sayıp bunların Fransa kralının ya da Rus çarının halefi olduklarını düşünebilirsiniz. Daha küçük feodal beyliklerin halefleri için de ülke çapındaki büyük şirketleri sayabilirsiniz. Yani düzen aynı, sadece şekillerde değişiklikler var. Bir de kullara sorduğunuz zaman kul olduklarını inkar edecekler. Onlar inkar etsinler, biz de rasyonel insan mavralarından bahsetmeye devam edelim bir dahaki yazıda. Nasıl sayısal değerlere indirgenmişiz, nasıl koşuyoruz salhaneye, gocuklu celep sopasını kaldırır kaldırmaz, bunlara bakalım.