Necip Fazıl’ın dizeleri geliyor aklıma. İnsanlar zindanda birer kemmiyet; Urbalarla kemik, mintanlarla et. Bizim zindanımız olan bu dünyada da varlığımız sayısal değerimizin dışında bir şey ifade etmiyor ne yazık ki. Kaç para kazanıyorsun? Ekonomiye katkın ne düzeyde? Ne iş yapıyorsun… Yeni birisiyle tanıştığınız zaman bunlardan bahsetmek zorundasınız. “Bunları bir kenara bırakalım, ben edebiyattan ve sanattan zevk alırım, bir ailem var ve bakın beni neler mutlu ediyor” demeye kalkarsanız size deli gözüyle bakarlar. Önemli olan ne iş yapıp kaç para kazandığınız. Nasıl bir evde oturup nasıl bir araba kullandığınız. Bu insanlar delirmiş.

Küresel ekonomik sistemin herkes için biçtiği roller var. Sizin bu sisteme eklemlenme biçiminiz büyük önem arz eder. Bu sistemin bir parçası olmadığınız sürece toplum da sizi dışlayacaktır zira aynı hapı toplumun bütün fertleri yutmuş durumda. Örneğin emeklisiniz. Sayısal değerlerinize bir bakın. Ülkede sizin gibi 10 milyon civarında emekli var. Malatya’da sizin gibi 90 bin emekli var. Sizi sayısal değerinize göre ölçümleyen sistem şu hesabı yapıyor. Bir emekliye kaç tane çalışan düşüyor. Bu sayı da iktisadi açıdan önem arz ediyor. Sistem emekliye ‘tüketici’ gözüyle bakıyor. Yine aynı sistem açısından, yukarıda zikrettiğimiz emekliye düşen çalışan sayısının yükselmesi ekonominin iyi olduğunun göstergesi.

Hesaplar bununla da bitmiyor. Emekli olduktan sonraki yaşam süresi hesaplanır. Bir emekliye ortalama kaç sene maaş verildiği hesaplanır. Ortalama ömür istatistikleri artış gösteriyorsa bu da emekliye ödenecek maaşların artacağı anlamına gelir ki bu da emeklilik yaşının yükseltilmesi ile çözümlenir. Emekli olmuş çok değerli amcam, teyzem. Sistem seni kendisi için bir yük olarak görüyor ve bir an önce terk-i diyar etmeni bekliyor. Ne kadar acı değil mi? Sen onca sene hizmet et memleketine, ahir ömründe biraz istirahat ediyor olman bile göze batsın. Bu isteği sana sözle ifade etmiyorlar tabi ki. Öl de kurtulalım diyeceklerine emeklilik yaşını artırıyorlar. Sen de istirahat etmeye fırsat bulamıyorsun.

Emekli kesimin sayısal olmayan değerinden bahsedeyim ben de. Emeklilik yaşına ulaşmış kimseler toplum için tecrübe birikimini ifade eder. Aynı zamanda toplumun hafızasını da bu kesim oluşturur. Bu insanların emeklilik dönemleri tecrübeleri ile gençlere yol gösterecekleri, geçmişle gelecek arasında köprü vazifesi görecekleri zamanlardır. Olgunluk çağına ulaşmış büyüklerimizden ne kadar istifade etsek azdır.

İnsanları sayı olarak görmekle insan olarak görmek arasındaki farkı emekliler örneğiyle izah etmek istedim. Örnekleri asgari ücretli, ev hanımı, esnaf, memur… üzerinden çoğaltmamız mümkün. Sistem bizleri sayı olarak göremeye devam etse de Allah bize insan gibi yaşamayı nasip etsin.