Geçenlerde radyoda dinledim. Bir tane Arap şeyhinin olacak, uçağının altın kaplamalarından bahsediyordu. İnternetten bir daha baktım, Brunei Sultanınınmış. Altın kaplamalı yerleri filan varmış. Allah mübarek etsin ne diyeyim.

Dünyadaki altın miktarı dünyadaki kişi miktarına bölünseydi kişi başına 25 gram civarı altın düşerdi. Bölüştürmeye başlayıp hesabını yaparsak adam başı gümüşü, elması, petrolü, buğdayı da hesaplamamız lazım. Dünyadaki kaynakların eşit dağıtılması durumunda şimdikinin dört katı nüfusu besleyebileceği biliniyor. Bu kadar nimete rağmen dünyanın yarısının aç olduğu da biliniyor. Demek ki birilerinin hırsı yüzünden birileri aç. 100 gram altını olan 4 kişilik bir aile, diğer kaynaklar da hesaplandığında, hali vakti yerinde bir ailedir. Kaynakların eşit dağılması bir ütopyadan ibaret olsa da en azından biraz daha adil olsa idi, yoksulluk diye bir şey olmazdı ortada.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü her yıl dünyanın açlık haritasını çıkarıyor. Yetersiz beslenmenin dünyadaki yaygınlığını genel olarak görebiliyorsunuz. Birleşmiş Milletlere ait bir de Dünya Gıda Programı var. Bu program da acil sorunları olan ülkelere gıda yahut mali destek sağlıyor. Bu programların, örgütlerin sitelerine ara sıra girip de birkaç anket doldurunca ara sıra e-posta yolladıklarının arasına giriyorsunuz. Bu postalar vasıtasıyla sizden yardım da istiyorlar. İyi de güzel kardeşim, benim etim ne budum ne? Sen bu yardım taleplerini uçağının kulpunu altınla kaplatan adama iletsene. Sen bu talebini yastığının altında milyarlarca dolar-lira-avro biriktiren o adamlara iletsene. Bana ilettiğinde ancak benim vicdanımı sızlatırsın. Üç kuruş yardım da yapsam üç bin kuruş yardım da yapsam ancak ateşin üzerine dökülen damla olur ki o da daha düşmeden buharlaşır. Sizin esas mücadele etmeniz gereken yoksulluk değil, zenginlik.

Brunei Sultanı parasıyla ne yapacağını şaşırmış durumda. Uçağının şurasını burasını altınla kaplatsan ne kaplatmasan ne? Çok affedersiniz, tuvaletini altından yaptıran şaşkın zenginler var. Dünyada tek yaşasalar sorun değil fakat madalyonun diğer tarafındaki yatağına aç giren milyarlarca insan düşünüldüğü zaman bu tür davranışların insanlıkla alakasının olmadığı ortaya çıkıyor.

Dünya çapında örgütler yoksullukla mücadele, açlıkla mücadele, salgın hastalıklarla mücadele gibi başlıklar altında faaliyetler gösteriyorlar. Afrika’ya giden gönüllü doktorlar, Güney Asya’ya giden aktivistler, dünyayı gezen mücadele insanları. Her sene de faaliyetlerinin bilançolarını yayınlıyorlar fotoğraflarla birlikte. Her sene de yoksulluk azalacağına artıyor ne hikmetse. Demek ki bütün bu örgütler de yardım faaliyetleri de hep yalan dolan. Asıl yapılması gereken mücadele zenginlikle mücadele olmalıdır. Elindeki parayla ne yapacağını şaşırıp da helasına kadar altın döşeyen zıpçıktılarla mücadele edeceksin ki yanan ateşin söndürülme ya da en azından küçültülme ihtimali olsun.