Televizyon programları köy köy, kasaba kasaba gezip her yörenin kendine özgü yöresel tatlarını ekranlara getiriyorlar. Bir yerin kuzu tandırı meşhur bir yerin dana bifteği. Programcılar ekran karşısında hapur hupur yutuyorlar güzelim yemekleri.

Sosyal ağların meşhur olmasıyla birlikte daha yerel ölçekte bir “bak ben ne yedim” sunumu da yaygınlaştı. Herkes kendilerine kurulan muazzam sofraları kameralı cep telefonları yardımıyla sergilemeye başladı. Yediğin içtiğin senin olsun, gezip gördüğünü anlat diyeceğim ama kameralar sağ olsun, hem yenilen içilen, hem gezilip görülen; anlatmaya gerek kalmaksızın sergileniyor bu vesileyle.

Bir kitapta okumuştum, yazar yemek yemenin mahrem bir şey olduğunu söylüyordu. Her evde bir yemek odası olmalı ve insanlar bu odaya kapanıp diğer ihtiyaçlarını giderdikleri gibi yemek ihtiyaçlarını da tek başlarına gidermeliler diyordu. Kitabın yazarı bu düşüncelerini 30’lu yıllarda yazmış. O zamanlar belki kulağa saçma geliyordu sözler ama bugünkü durum düşünüldüğünde mantıklı geliyor.

Eskiden yemek yemenin deminki örnekte olduğu kadar olmasa da bir mahremiyeti vardı. Bugün saydamlaşan tüm değerlerimiz gibi yemek yemenin de mahremiyeti kayboldu. Cadde üzerindeki lokantanın cam kenarındaki masalar caddeyle birleşmiş durumda. Kimse “olan var, olmayan var” demiyor artık.

Televizyondaki o yemek programı çok kimseye kendisini ilgi ile izlettiriyor lakin bir kısım insan için hayatında göremeyeceği bir ziyafetin var olduğunun göstergesi. Sosyal ağda paylaşılan o yemek resmi de keza öyle. Caddenin ortasında yenen o yemek ise bambaşka. Dışarıda seni gören o insanların aç olup olmadıklarını bilmiyorsun, nasıl olur da karşılarında yemek yersin ey insan?

Ramazan ayında lokantaların camlarına perde çekmeleri olayı da ortadan kalktı artık. Bu durum saydamlaşan o değerlerin bir yansıması. Dışarıda oruçlu olan bir sürü insan varken ortalık yerde yemek yemek ayıp değil de nedir?

Bazı şeyler mahremdir. Yemek yemek de bu mahremlerden birisidir. Öyle ortalık yerde yemek yenmez. Televizyonda yemek tarifi vermek ayrı bir şey ağzının suyu aka aka o yemeği yemek ayrı bir şey. Lokantada yemek yemek ayrı bir şey o yemeği başkalarının gözü önünde yemek ayrı bir şey. Yavaş yavaş benim mahrem dediğim şeyler ayıp olmaktan çıkacak bu gidişle. Şimdilik benim gibi düşünen insanlar var, bu süre zarfında ayıp olarak kalacak. Sonraki nesiller kendileri karar versinler.