Bir düğün konvoyu ile rastlaştım. Araba kullanırken heyecanlı bir arabanın beni takip ettiğini fark ettim. Kenara çekilip yol verdikten sonra arkadan gelen başka bir araca da yol vermek zorunda kaldım, sonra bir tane daha, sonra bir tane daha. Olay benim için şaşkınlık uyandırıcıydı zira düğün arabalarının ortalığı velveleye vermeden konvoy halinde gitmelerine alışkın değilim. Bizde adet, “mademki ben evleniyorum, bütün şehir bundan rahatsız olsun” şeklindedir. Kendi halinde vatandaşları rahatsız etmeden evlenemiyoruz.

Kendi halinde vatandaşları rahatsız etmeden evlenemiyoruz; kendi halinde vatandaşları rahatsız etmeden askere gidemiyoruz; kendi halinde vatandaşları rahatsız etmeden sevinemiyoruz. Bizim sevinme şeklimizde bir problem olduğunu düşünüyorum. Toplum olarak şirazemizin yerinden çıktığını da düşünüyorum. Bunun bir salgın hastalık olduğu konusundaki düşüncem ise nihai kararım.

İnsanlar evlenirler, yuva kurarlar. Ne güzel. Bunu yaparken başkalarını taciz etmenin ne anlamı var? O düğün zırıltılarıyla, o araba kornalarıyla başkalarının huzurunu bozmanın alemi ne? İnsanlar bu türlü davranışlara ne türlü tepkiler veriyorlar acaba? O kornayla yerinden zıplayan bir Allah kulu da evlenenler için hayır duada bulunuyor mu? Bulunmuyor tabi ki. Sıraladığı küfürlerin de bini bir para. Mahalle arasında yapılan düğün yüzünden gece uykusundan olana ne demeli? O da aynı tepkiyi gösteriyor illa ki. Bu kadar küfrü bile bile niye kendi üzerine çeker ki insan?

Her Türk genci belli bir yaşa gelince vatani vazifesi için asker ocağına gider. Ne güzel. Askere yolcu ederken bütün şehri dolaşan o konvoyun ne anlamı var? Bütün şehri ayağa kaldırmaya ne gerek var? Düğün konvoylarından farklı olarak bunların bir de yol kesme adetleri var. Bütün trafiği kesmenin yanı sıra çevre yolu gibi büyük caddelerde bile yan yana dizilerek çok düşük süratlerle yavaşlatma ya da çok yüksek süratlerle tehlikeye sokma gibi faaliyetleri de var. Camdan sarkarak bağırıp çağıranlardan bahsetmiyorum.

Sevinme şeklimizde sorun var. Sevinmeyi bilmiyoruz. Üzülmeyi dahi bilmiyoruz. Düğün alışkanlıklarımızda sorun var, cenaze alışkanlıklarımızda sorun var, yolcu etme alışkanlıklarımızda sorun var. Psikolojik durumumuz bir virüsün etkisi altında, salgın yayılıyor