Çalışma saatleri hem öğrencilerin hem de çalışanların hayatının en önemli parçasını oluşturuyor. Vaktimizin en verimli kısımlarını işimizde ya da okulumuzda geçiriyoruz. Aklıma takılan soru kaç saat çalışmanın daha verimli olacağı yönünde.

Öğrencilerle başladım, öğrencilerle devam edeyim. Eğitim sistemi yarış sistemine dönmüş durumda. Başarılı olmak için çalışmak yeterli olmuyor öğrenciler için, kendilerini paralamaları gerekiyor. Bunun sebebi sistemdeki zafiyet. Hayatının en verimli çağında matematikle, fizikle boğulan genç insanlar geleceklerinde de istedikleri başarıyı elde ettikleri takdirde aynı tempoyla çalışmaya devam ediyor, aksi durumda ise sudan çıkmış balığa dönüyorlar. Bir öğrencinin her gün, başka hiçbir faaliyete yer bırakmaksızın ders çalışması kişiliğini inşa edecek diğer tüm faaliyetlerden geri kalması manasına geliyor. Kültürel ve sosyal faaliyetler gençlerin hayatlarında çok az yer kaplıyor ya da hiç yok. Tek eğlenceleri ekran ve bu ekranın kendilerine bir şey kazandırma ihtimali yok. Kitap okumak için zamanı olmayan bir genç karakterini nasıl bina edecek? Sosyal faaliyetleri olmayan bir gencin ilerisi nasıl olacak? Samimi dostluklar kuramayan bir gencin ruh haleti ileride nasıl olacak?

Günde 3-4 saat çalışma bir öğrenci için yeterli olmalıdır. Bunun için eğitim sistemi küçük yaşlardan itibaren çocuğun eğiliminin ne yönde olduğunu tespit etmesi gerekmektedir. Anne babaların da aynı şekilde hem çocuklarının eğitimi ve terbiyesi ile ilgilenip hem de eğilimini keşfetmeleri gerekmektedir. Üniversite eğitimini kutsayan bu sistem yüzünden emek yoğun mesleklere dönük bir küçümseme toplumda hakim hale gelmiş durumdadır. Bir çocuğun işletme-iktisattan ziyade mobilyacılıkta yeteneği olabilir. Bilgisayar programcılığını en iyi yapacak insanla demir doğrama işini en iyi yapacak olan insan farklıdır. Bu işlerin hiçbirinin arasında hiyerarşik bir ilişki olmamalı, biri diğerinden daha iyi ya da kötü görülmemelidir. Asıl olan o bireyin kendi kişisel sermayesine yaptığı katkıdır. Bu da okumakla, gözlemlemekle, tefekkür etmekle olur. Doğru bir şekilde yönlendirme herkes için tüm bunları yapacak zamanın olması anlamına gelir. Dersten artan zamanında tiyatroya giden, derneğe giden, camiye giden, pikniğe giden bir insanla dersten sonra yine ders çalışan, yine ders çalışan arasında büyük bir fark vardır. Dersten sonra yine ders çalışma saatleri arttıkça, yine ders çalışan öğrenci sayısı arttıkça bireylerin zaman içinde ruhsal manada sıkıntıya girmeleri, bahsettiğim sıkıntıları yaşayanların sayısı arttıkça toplumun sıkıntıya girmesi kaçınılmazdır.

Öğrenci kardeşlerim yanlış anlamasın, ders çalışmayın demiyorum. Bu düzenin içerisinde böyle söylemem mümkün değil zaten. En azından çalabildikleri kadar vakti ekran dışındaki işleri için çalmalarının kendileri için uzun vadede çok daha faydalı olacağını bilmeleri gerekir