Ortaokullarda başörtüsünün serbest bırakılması çok güzel oldu. Bundan sonra çarşı pazarda ortaokul tesettür modasından esintilerle de karşılaşabileceğiz. Rengarenk başörtülerine tesettürlü genç kızlarımız sayesinde aşinayız. Yaş grubu düştükçe renkler ve şekiller de farklılaşacak; çok daha farklı tonlar, çok daha farklı şekillerle karşılaşacağız. Şen olasın tesettür modası.

Söylemeye dilimiz varmasa da zamane tesettürünün aldığı hal hoşumuza gitmiyor. Tesettür bizim yumuşak karnımız. Annelerimizde, ninelerimizde gördük; dinimizin emirlerinden birisi. Bu yüzden tesettürü savunmayı dini bir vecibe addediyoruz ve ona göre davranıyoruz. Ortaokullarda serbest bırakılması da İslam’ın küfre karşı attığı bir gol gibi geliyor ve seviniyoruz. Fakat teoride iş böyleyken uygulama kısmına girince bir de bakıyoruz ki kazın ayağı öyle değil.

On beş sene kadar evveldi başörtüsünün üniversitelerde yasaklanması, başörtülü kardeşlerimizin eğitim haklarına müdahale edilmesi. Hepimiz kanımız donarak izliyorduk olup bitenleri. Malatya tüm Türkiye’ye göre daha fazla gösterdi tepkisini o zamanlar. O tepkinin altında yatan düşünce yapısı bugünün Türkiye’sinde meydana gelecek bir başörtüsü yasağında aynı şekilde davranacak mı emin değilim. Çünkü o zamanki tesettürle bugünkü arasında bayağı bir fark oldu. O günün hadiselerini içeren videolar izliyorum. Genç kızlar hakikaten tesettüre girmişler. Dinin emrettiği bir vecibeyi yerine getirmek için gerekeni yapıyorlar. Youtube kanalında, ’99 senesinde Ramazan Keskin Hoca’nın başörtüsü yasağına tepkisini gösteren bir video var. (https://www.youtube.com/watch?v=IXG2tqy2jXQ) Fırsatınız olursa girip bakın. Hem o dönemin ne kadar sıkıntılı olduğuna şahit olursunuz hem de polis arabalarına bindirilen kızların giyimleriyle bugünküler arasında kıyas yapma fırsatınız olur. Aralarında pembeli, yeşilli; bugünkü gibi “ben buradayım”  diye bas bas bağıran kıyafetler giyenler yok. Normal, bildiğimiz, tasvip ettiğimiz, onayladığımız ve taarruza karşı savunmaya geçeceğimiz tesettür. İzledikten sonra bir de çarşıya çıkıp bugünün tesettürlüsünü bir görün. Ciciler, biciler, renkler, desenler… Yasaklanmaması, el uzatılmaması için polise, hükümete, devlete karşı yürüyüşler, gösteriler düzenlenir mi sizce?

Özetle söylemek gerekirse. Ortaokul çağında örtünmenin farz olması potasına girecek kız sayısı az. Bunların arasında fikri olgunluğa da erişip, “ben artık dinimin bu emrini yerine getireyim” diyecek olan sayısı daha da az. O yüzden mümkünse sevgili  veliler, çocuğunuza örtünme konusunda baskı yapmayın ki; nasıl devletin vatandaşa bir özgürlük tanımış olması devletin olgunluğuysa, siz de olgunluk gösterin ki çocuklarınız da örtünecekse de örtünmeyecekse de bunu olgunlukla yerine getirebilsinler.