Amerika’nın West Carolina Üniversitesi’nde bir araştırma yapılmış. Parlamenter sistemle yönetilen ülkelerdeki muhalefet geleneği, muhalefet liderlerinin koltuklarında kalma süreleri vb. gibi göstergeleri içeriyor bu araştırma. (Opposition Tradition in Cointries Governed With a Parliamentery System, 2013). Çalışmaya göre Türkiye’deki bir muhalefet liderinin koltuğunda kalma süresi ortalama 9,7 yıl. Ülkemizi 8,3 yıl ile Surinam; 7,2 yıl ile Mozambik takip ediyor. Aynı çalışmada muhalefet liderlerinin, seçim mağlubiyeti-koltukta oturma süresi korelasyonu da kurulmuş. Buna göre ülkemizdeki bir muhalefet lideri en az 4 en fazla 13 seçim kaybını absorbe edebiliyor. Bu sayının Japonya’da sıfır olduğunu düşünürsek durum daha iyi anlaşılır diye düşünüyorum.

Bu sene iki seçim gördükten sonra böyle bir araştırmayla karşılaşmak şaşırtıcı olmaz kimse için sanıyorum. Türkiye’deki muhalefet geleneğini koalanın ağaca yapışması gibi koltuğa yapışmak olarak resmedebiliriz. Seçim mağlubiyetlerinin ardından hiç sıkılmadan ve özeleştiri yapmadan hayatlarına devam edebiliyor bizim muhalefet liderlerimiz. Birinci mağlubiyet “ilk elin günahı olmaz”, ikincisi “daha ısınma turlarındayız”, üçüncüsü “Allah’ın hakkı üçtür”, dördüncüsü “alıştık artık” diye devam ediyor ve artık o koltuk o kişiyle anılır olana kadar şanlı mağlubiyetler devam ediyor. Ta ki o lider ölene kadar.

Demokrasilerde muhalefetten iktidarın çığırından çıkması için bir emniyet vazifesi olmaları beklenir. İktidarın alternatifini oluşturmaları gerekir muhalefetlerin. İktidarın politikalarının eleştirisi, ortaya alternatiflerin konması gibi. Bizdeyse kelimenin anlamı gereği, iktidarın hilafına hareket etmekten başka bir fonksiyon beklenmiyor muhalefetten. İktidarın bugün ak dediğine kara, gerekiyorsa, aynı mesele ile ilgili yarın kara demesi durumunda ak demek muhalefetin birinci vazifesi.

Türkiye’de karizmatik liderlik yaklaşımı her zaman başarılı olur. Küçük bir ayrıntı peşinden milyonları sürükleyebilir. İktidar lideri zaten yapmak zorunda olduğu bir şeyi yerine getirip ardından bir fötr şapka sallaması çoğu kapıları açacak mahiyettedir. Lideri kahramanlaştırmak, ona isimler takarak insanüstü vasıflar kazandırmaya çalışmak, aşırı hayranlık beslemek bizim toplumumuz için gelenekselleşmiştir. Çocuklarına babalarının ismini vermeyi tercih etme ihtimali yüksek bir toplumda Menderes, Ecevit gibi isimlere rastlamamız devletin başkanını baba gibi gören-görmek isteyen insanların varlığına delalet eder.

Milletimiz kaç seçimdir gönüllerindeki baba figürünü karşıladığını düşündükleri Erdoğan’ı tercih ediyor her türlü koltuk için. Yaşadığı memleketin belediye başkanlığı koltuğunu bile ilgili adaya değil de Erdoğan’a tevdi ediyorlar. Muhalefet liderlerinin bu duruma verdikleri tepki, millete verdikleri tepkidir aslında. Etkin bir muhalefet yapamadıkları gibi iktidara alternatif de oluşturamıyorlar. İnsanları, kendilerinin de var olduklarına inandıramıyorlar.

Başarısızlığa rağmen koltuğunu koruyabilen tek meslek grubu muhalefet liderliği sanırım. Başarıya endeksli alanlarda, alınan mağlubiyetler koltukları kayganlaştırır. Futbol takımı menajerliğinden özel şirket yöneticiliğine kadar aklınıza gelebilecek bütün ‘başarı endeksli koltuklar’ başarısızlıkla ters dönerek üzerlerindekini atarlar. Dahi iyi işleyen bir demokrasi, daha disiplinli bir iktidar, daha çağdaş bir ülke için başarısızlığın cezalandırıldığı mesleklerin arasına muhalefet liderliğini de almamız şart. O koltuklar geriden gelenlere, gençlere, daha iyi eğitim alanlara, daha karizmatik olanlara, daha farklı düşünenlere terk edilmeli ki biz de artık bu yeknesaklıktan kurtulalım.