Uzun zamandır polisiye okumuyordum. Daha doğrusu okuyamıyordum. Polisiye yaşımı geride bıraktığımı düşünürken Büyük Uyku’ya rastladım. Biraz değişik bir kitap. Biraz absürt, biraz gerçeküstü. 1939 yılında yayınlanmış, yazarı Raymond Chandler. Türkçeye Fatih Özgüven tarafından başarıyla çevrilmiş. Everest Yayınları.

Bir kere öldükten sonra nerede yattığın ne fark ederdi? Ha pis bir bataklıkta ha yüksek bir tepede mermer bir kaidenin altında? Ölüydün, büyük uykuyu uyuyordun, böyle şeyler seni üzemezdi artık. Petrol de su da birdi insana, rüzgâr da hava da. Sadece büyük uykuyu uyurdun, nasıl öldüğün ya da nerede can verdiğin belasına aldırış etmeden.

“A, dürüstsünüz demek?” diye sordu ve çantasını açtı. Fransız işi mineli bir tabakadan bir sigara seçti, cep çakmağıyla yaktı, tabakayla çakmağı geriye çantasına attı ve çantayı açık bıraktı. “Acınacak kadar.”

“Sabıka kaydı vardı.” Omuzlarını silkti. Aldırmaz bir sesle konuştu: “Torpili yoktu. Bu boğazına kadar suça batmış yoz ülkede sabıka kaydı olmanın tek anlamı budur.”