Attila İlhan’ın bir şiirinde geçiyordu, inge bruchart. Uzun yıllar anlamını bilmediğim bu kelimeleri benim kırık kalbim diye Türkçeye çevirerek okudum, daha romantik geliyordu. Anlamı yanlışlar prensesi ya da Attila İlhan’ın hayali isim verdiği platonik aşklarından birisi; ama ben yine de aynı şiiri okurken benim kırık kalbim diyorum. Bertilmiş kalbim.

Hüsrev Hatemi’nin kitabını yeni okudum. Dekorlar kaldı geride. Kalp bu ekmek gibi kırdığımız/ Sığırcık kuşları onu gagalayan/ Gitmeliydim kalmak oldu hatamız/ Meşalenin son ışığından/ Sadece dekoru bize kalan. Aragon’un şiirinden mülhem, dekorlar kaldı geride demiş Hatemi ve eklemiş “Evet, kimse sapasağlam Halk Ekmek fabrikasından yeni alınmış gibi selefona sarılı bir yürek ile ölmüyor. Gagalanmış veya hançer sokulmuş yüreklerle ölüyoruz.” Bertilmiş, berelenmiş, kırılmış kalplerle ölüyoruz. Dünyaya geldiğimizdeki sıfır kilometre kalp nerede? Aklımızın ermesiyle kalbimizin kırılmaya, incitilmeye başlamasının tarihleri aynıdır. Kimse sizin kalbinize sizin verdiğiniz kıymeti vermiyor zira. Sizin için en nadide hazine olan o kalp bir de bakıyorsunuz ki karşıdaki için sokağa atılmış cam bir şişeden farksız. Ha varsın ha yok.

İncitilmek insan hayatının kaçınılmazlarından birisi. Tabi ki bir kalbe sahip olanlar için söylüyorum bunu. Bir kalbiniz varsa ve attığını hissediyorsanız incinmemesi ihtimali yoktur. Kendinizi anlatmak istersiniz, anlatamazsınız. En yakınınızdaki insanlar, Hallac-ı Mansur’a gül atan dostunun yaptığı gibi bir şekilde incitirler kalbinizi. Başka bir şair, Kalender Yıldız, “incitmek korkusuyla yeter incindiğim” diyor. Hiçbir zırh kalbi muhafaza edemez zira zaten kalbin dışındakiler kolayca incitemezler o kalbi. İçeriye aldıklarınız artık o en savunmasız yerinizi kuşlar gibi gagalıyorlardır. İncitmek korkusu, yanlış anlaşılmak ihtimali ya da en can alıcısı hiç anlaşılamamak.

Benim bertilmiş kalbim. Ne hayallerle başlamıştın hâlbuki yaşamaya. Ne kadar anlatmaya çalıştınsa o kadar anlatamadın. Neye ulaşmak istedinse o kadar uzakta kaldın. Neyi önemsediysen onunla imtihan edildin. Sonra işte o çocukluk günlerindeki elmastan, yakuttan kıymetli hazinen. Sonra o ekmek parçasını öpüp başına koyduğun günlerden yadigârın olan o kalp. Sonra o esen yelden sakındığın.

seni görmeden öleceğim

 bir daha görmeden

inge bruckhart

zaten kaç yıldır yaşamıyorum.