Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Haksızlık

Emeksiz Caddesi’nde (yeni adıyla Milli Egemenlik) bir esnaf dert yanıyor. Müşteri gelip kapımın önüne aracını park ederek alışveriş yapmak istemiyor. AVM’ye gidip ücretsiz park yerine park ederek tüm alışverişini yapabiliyor hâlbuki. Burada bir haksızlık yok mu?

Evet, burada koskoca bir haksızlık var. Haksızlığın karesi var hem de. Karenin dört cihetiyle haksızlığı anlatayım:

Birincisi haksız rekabet var. Aynı şartlarla iş yapan, aynı tedarikçilerden mal alan ve satmaya çalışan iki esnaftan birisi AVM adlı mekânda çeşitli imkânlardan faydalanarak iş yaparken Fuzuli, Emeksiz ya da tümünü saymanın gereksiz olduğu diğer Malatya caddelerinde iş yapmaya çalışan esnaf bu tür imkânlardan faydalanamıyor. Birinin kapısının önünde parkometreciler bekliyor, duranlara para kesiyorlar, diğerinin böyle bir sorunu yok. Birinin kapısının önündeki kaldırım iki senede bir sökülüp değiştiriliyor, diğerinin böyle bir derdi yok. Bir-iki ay toz toprak yutmadığı gibi müşterisi de yutmak zorunda değil. Dolayısı ile diğer esnafların Rekabet Kurumu’na “Bir piyasada hâkim durumda bulunan bir firmanın aynı piyasada veya başka bir piyasada rekabeti kısıtlaması, engellemesi veya bozması” başlığı ile şikâyette bulunma hakları bana göre vardır.

İkinci haksızlık belediyenin halka ait olması gereken yolları özel bir şirkete kiraya vermesi ve bu şirketin vatandaştan para toplaması. Bir şehirde yeterince park yerinin olması belediyenin görev ve sorumluluğu altındandır. Binalar yapılırken otoparklarının olup olmadığını denetler, otopark yapılma imkânı yoksa genel otoparklar tanzim eder. Belediye bunları yapmazken halka ait yolu kiraya veremez. Önce can, sonra canan. Önce sorumluluğunu yerine getirecek, vatandaşın huzurunu sağlayacaksın, sonra sineğin yağını çıkaracaksın. Dolayısı ile bu da ikinci haksızlığımız.

Üçüncü haksızlık şehrin orta yerine dikilmiş, kanunsuz bir yapı olan AVM. Bu yapı imar izni olmaksızın inşa edildi. Bulunduğu alan itibariyle alışveriş merkezi yapılmaya uygun bir yer değildi. Bir gariban dağın tepesine bir gecekondu inşa etse ertesi gün yıkım ekipleri yer ile yeksan eder yapıyı. Adaletin kılıcı herkesi aynı şekilde kesmiyorsa o memlekette adaletten bahsetmek olmaz. Kanunsuz yapılan bir gecekonduya ne muamele ediyorsanız kanunsuz yapılan gökdelene de aynı şekilde muamele etmelisiniz.

Dördüncü haksızlık ise vatandaşın seçme özgürlüğünün kısıtlanmış olması. Bu memlekette istediğim yerden istediğim alışverişi yapabilmeliyim. Yolda durduğum zaman benden para alacaklar diye gidip geniş otoparkları olan büyük bir merkeze mahkûm oluyorsam piyasa araştırması yapma imkânım da azalmış demektir bu. Alışveriş merkezindeki satıcılar istedikleri fiyattan bana ürünlerini satabilirler.

Haksızlıklar bunlarla da bitmiyor tabi ki. Bana dert yanan esnafın penceresinden bakmaya çalıştım hadiseye. Ülkemizin bir hukuk devleti olması hasebiyle tüm bu haksızlıkların ortadan kaldırılması ve insanlar arasındaki eşitliğin birilerinin daha eşit olması gibi bir bakıştan soyutlanması yegâne dileğimiz. Adalet insanların bir kısmının korktuğu bir kısmının korkmadığı, bir kısmının güvendiği bir kısmının güvenemediği bir kavramsa yok hükmündedir.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın