Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Misafir Araçlar Park Edemez!!!

Misafir araçlarının park edememesi içtihadı site yöneticileri tarafından icma ile verilmiş bir karar görüntüsü arz ediyor. Biz sıradan vatandaşlar da bu kurala, diğer tüm kurallara uyduğumuz gibi sorgusuz sualsiz riayet ediyoruz. Düşünce mekanizmamızın normal algısı her geçen gün farklılaştığı için böylesi kurallar çıktığı zaman yadırgamadan legalize/normalize edebiliyoruz. Kültürel altyapımızın çoğu kodunu değiştirmemize sebep olan modern hayat ritüelleri misafire yaklaşımımızı da değiştirdi. Kapısını kırıp misafirini ağırlayan dedelerin torunları kapısının önüne misafirinin arabasını park ettirmiyor. Ne günlere kaldık.

Misafir araçlarına uygulanan bu kota modern olma yolunda kat ettiğimiz mesafeyi daha iyi anlayabilmemiz için güzel bir örnek. Toplumumuzu diğer toplumlardan ayırt eden birçok özelliğinden birisi de misafirlere karşı takındığı tutumdur. Bir misafir geldiğinde evini yıkan bir yapımız var bizim. Misafir için ayrı bir odayı sürekli kapalı ve temiz tutan, misafir geldiği zaman yemek yedirmek için Allah sevgisini iki lokma yemek yemeyle aynı kefeye koymaktan kendi ölüsünü öptürme fantazyasına kadar her türlü oyunu oynayan insanlardan bahsediyorum sevgili okuyucu. Misafir bu milletin her çağında baş tacı olmuştur. Fakat bu çağa geldiğimiz zaman bir de bakıyoruz ki kapısına gelen misafirimize “Git arabanı nereye park edersen et!” demeye başlamışız. Yakında ziyaret ettiğiniz dostunuz sizden içtiğiniz çayın parasını isterse hiç şaşırmayın. Ziyaretinde bulunduğunuz ahbaplarınız sizi don-atlet karşılar, ikramda bulunmadan uğurlarsa yine şaşırmayın. Ya da ev sahibi sizin ziyaretiniz esnasında televizyonu açmış, elinde kumanda kanallar arası “zapping” yapıyorsa ne diyeyim artık.

Modern yaşam çok şeyimizi aldı götürdü. Küreselleşme dediğimiz illet bünyemize bulaştığından beri bütün farklılıklarımızı yitiriyoruz. Bütün dünya insanlarını aynılaştırmaya çalışan sistem bizi de dişlilerinin arasında öğütüyor. Paris’te yaşayanla Malatya’da yaşayanın farkı kalmayacak bir gün. Aynı tür yiyecekleri tüketecek, aynı yatakta yatacak, hadiselerin karşısında aynı tepkileri verecekler. Zincir restoranın Roma şubesinde İtalyan vatandaşı analı kızlı yerken başka bir zincir restoranın bir şubesinde pizza yiyor olacağız biz. Hesabı da Alman usulü ödeyeceğiz. Hasbelkader kapımız çalar, üst komşumuz dumanı üzerinde tüten bir aşure çorbası getirirse önce yüzüne tuhaf tuhaf bakacak sonra ya kapıyı tekrar suratına kapatacağız ya da çorbayı alıp doğru çöpe dökeceğiz.

Gelenek iyidir sevgili dostlar. Her milletin yekdiğerinden farklı olması iyidir. Varlığımızı anlamlı kılan ayrıntılardır bunlar. Misafiri baş tacı etmek iyidir. Çok katlı binalara kendimizi hapsettiysek, mahallelerimiz birbirine yapışık bir iki katlı evlerden apartmanlara; şimdiyse sitelere dönüştüyse (dönüşmekteyse) karakterimizi de dönüştürecek değiliz ya. Bir sitede elli hane, elli tane de araba olsa; taş çatlasa beş hanenin misafiri vardır o akşam. Misafirliğe gitmiş olanları da sayarsanız boş yer vardır elbet. Matematik müspet bir bilim sevgili yöneticiler, misafir için bir yer elbette bulunur. Bir tas çorba değil, bir kap yemek değil, bir kat döşek değil; sadece iki metrekare bir yer esirgediğiniz.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın