Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Gündem

Gündem hakkında ne düşündüğüm konulu sorulardan rahatsız olmaya başladım artık. Çoğunlukla bir şey düşünmediğimi söyleyip geçiştirmeye çalışıyorum fakat bu cevapla kimse tatmin olmuyor. Ardından Nurullah Genç üstadın dediği gibi “kardeşler arasına, heyhat suizan düştü” diyerek, tartışmalı gündemlerin esas amacının milletin içine nifak sokmak olduğunu, nifak zamanında ise en güzel davranışın sükût olduğunu söylüyorum. Tatmin edici bulunmuyor bu tavır da. Her hadiseye ‘taraftar’ gözüyle bakmaya alışmış milletimiz illa ki bir tarafa yakın beyan arıyor tatmin olmak için. Mezhep-millet-siyasi görüş ayrımlarıyla geçmişte tatmin olmuş bu tarafgirlik güdülerini farklı bir ayrıma taraf olarak değişik tatmin zirvelerine çıkarmak istiyorlar. Nihayetinde bana “ne düşünüyorsun” diye soranlara kızmaya başladım.

Rahmetli Nasreddin Hoca bir gün yolda yürürken arkasından birisi yetişmiş; “Hocam” demiş, “Biraz önce bir tepsi baklava götürüyorlardı”. Hoca istifini bozmadan “Bana ne!” deyivermiş. “Olur mu hocam” demiş adam, “Baklava sizin eve gidiyordu”. Hoca yine aynı kayıtsızlıkla cevaplamış adamı: “Sana ne!”.

“Bana ne!” kısmından başlamak gerekirse; çok şükür televizyon izlemiyor, haber sitelerine girmiyorum. Kişisel gündemime bana faydası olmayan ve öğrenmem neticesinde başkalarına faydalı olamayacağım hiçbir hadiseyi sokmuyorum. Kaldı ki memleketin gazetecilerinden akademisyenlerine, siyasetçilerinden habercilerine kadar eli kalem tutan, dili laf yapan herkes gündem konusunda beni çok çok aşan yorumlar yapıyorlar. Benim yapacağım yorum bunlara eklenecek bir tane bile olmayacak. Denize bir damla düşse ne olur düşmese ne? Dolayısı ile “Bana ne!”.

İkinci olarak gündem avcılarına seslenmek istiyorum. Gece yarılarına kadar televizyon başında, sabahtan akşama kadar bilgisayar başında gündem kovalıyorsunuz. Acaba bu olup bitenlerden size ne? Sizi ne ilgilendiriyor? Asırlar var ki aydınlık nedir hiç bilmez afakım diyor Akif. Asırlardır ufuklarımızdan doğmayan güneşin sebebi bu gaflet uykusu değil mi? Kişisel birikiminize hiçbir şey katmayacak suni, uydurma, manipülasyon amaçlı gündemlerin peşinde koştuğunuz vakitler heba olup gitmedi mi? Ne olacak bu memleketin hali temalı geyiklerden bıkmadınız mı? Gündemi değiştirebilecek herhangi bir etkiniz-yetkiniz yoksa neden uykularınızı kaçırıyorsunuz ki? Bugün cemaat-cemiyet savaşı, dün açılım, önceki gün ordu, daha önceki gün başka bir mesele ile harcanıp giden ömürlere yazık değil mi? Sevgili kardeşim, bunların hepsi seni ‘taraf’ yapmak için hazırlanmış oyunlar. En son hangi kitabı okuduğunu sorsam hatırlamazsın. Kendi kendine sorsan en son ne öğrendiğini; cevap veremezsin. İki günün eşit geçiyor ve ziyandasın. Günde beş saat televizyon izlemeyle bilgin-görgün-kültürün artmıyor. Kapat artık şu aptal kutusunu. Siyasette şunlar oluyor, dünyada bunlar oluyormuş. Hadiselerin pasif tarafı olduğun; sürece sen; olup bitenlerden “Sana ne?”.

Gerçek bir gündem isteyen varsa söyleyeyim: ahlaki çözülme. İnsanımızın belki iki asırdır kendilerini materyalist fikirlere kaptırırken karşılığında kültüründen, tarihinden, benliğinden vermesi. Cehalete ve tembelliğe kapılarak olayların karşısında sadece nesne olarak yer bulması kendine. Futbolda taraftar, siyasette taraftar, her hadisede pasif. Televizyon karşısında pasif, bilgisayar karşısında pasif, hayatın karşısında pasif. Merak ve hayret duygusunu yitirmiş; bilgi birikimini artırmak gibi bir amacı olmayan; çalışmak-üretmek yerine hazıra konmak-tüketmek arzusuyla yaşayan yığınların varlığı tüm suni gündemlerden daha önemli değil mi? Farklı bir pencereden bakarsak; tüm bu gündemlerin ana sebebi ahlaki çözülme değil mi? Bırakalım bu boş işleri artık.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın