Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Kara Kitap

Giovanni Papini Gog adlı kitabından 20 yıl sonra “Kara Kitap” adıyla Gog’un ikinci cildini yazmış. Gog 1931 yılında, birinci dünya savaşından sonraki bir zamanda ve yazarın henüz 50 yaşında olduğu bir dönemin ürünü. Yazar birinci kitapta daha pervasız, daha umursamaz, daha kavgacı. İkinci kitap ise 1951’de yani ikinci dünya savaşını da yaşayan bir zihnin ürünü. İlk savaşın izlerini taşıyan birinci kitaba ikinci savaşın izleri de ekleniyor ve birincisindeki umursamaz, hafif deli Gog biraz daha dünya meselelerini kafaya takıyor ve yazarın yetmişli yaşlarının olgunluğu hissediliyor.

İkinci kitap da birincisinde olduğu gibi Gog’un değişik maceralarını içeriyor. Küçük Prens yine gezegenleri dolaşıyor bir bir. Elektronik mahkeme hikayesi Jules Verne’i aratmayacak kadar harika bir bilim kurgu bence. Yargı işinin makinelere bırakıldığı bir dünyadan bahsediyor yazar. Suç oluşturan durumla ilgili tüm veriler bilgisayara yükleniyor ve bilgisayar hüküm veriyor. Keşke adaletin gerçekleşmesi her zaman böyle kesin ve şaşmaz olsa. İkinci kitapta Gog’un koleksiyoncu kişiliği devam ediyor fakat bu defa kişi koleksiyonu yapmak yerine eski el yazıları koleksiyonu yapıyor. Bu vesileyle de bir çok yazardan bahsetmek olanağı buluyor. Walt Whitman, Giacomo Leopardi, Victor Hugo, Stendhal, Franz Kafka, Tolstoy, Goethe, Sören Kierkegaard, Cervantes (Cervantes demişken Gog’un iki cildi ile Don Kişot’un iki cildi arasında bir benzerlik olduğunu düşünüyorum. İkinci ciltler ikisinde de daha olgun ve dolayısı ile daha sıkıcı). Meşhur kişileri ziyareti bu kitapta da sürüyor. Mimar Frank Lloyd Wright: Mimari, benim anladığım  tarz da dahil, her zaman doğaya bir ektir, manzarayı bozan bir parazit, küstah bir müdahaledir. Gökdelenler doğaya, yani tanrıya hakarettir. Sovyet bakan Molotov; Çinli yazar Lin Yutang; İspanyol şair Garcia Lorca (insanlar için boğa neyi temsil eder? Hem ilkel ve vahşi kuvveti hem de döl bereketini. O, kör kuvveti ile bir hayvan, bütün cinsel kudreti ile de bir erkektir. Halbuki insanın gerçekten insan olmak istiyorsa kuvvetini zekası ile idare etmesi cinselliği aşk ile asilleştirmesi, yükseltmesi gerekir. İçindeki ilkel hayvanı öldürmeye, onu yenmeye mecburdur. Ve bu içini temizleme savaşında karşısında boğa çıkıyor. İnsan boğa unsurlarını yok etmelidir. Bunlar saldırgan kas kuvvetine, saldırgan şehvet kuvvetine karşı hayranlık, tapınmadır. Boğa güreşi, insan faziletinin hayvan içgüdüsüne zaferinin sahneye konuluşudur); Miguel de Unamuno; Salvador Dali, Guglielmo Marconi, Picasso, Paul Valery, Hitler, Aldous Huxley.

Ölüler dirilerin efendileridir. Bu sinsi ve sürekli köleliğe bir son verilmelidir. Okullarımızda yapılan eğitime bakınız; zamanımızın büyük bir kısmı ölülerin gördükleri işleri, serüvenleri, utandırıcı davranışlarını, teorilerini öğrenmekle geçiyor. Zamanımızın gözdesi olan tarih uzun ve sıkıcı bir Ölüler Kitabı’dır. Politikada hemen hepsi ölülerin düşüncelerinin mahsulü kanunlara, adetlere, formüllere boyun eğmek zorundayız…”

Bir yerde toplumun aptallaştırılmasından bahsediliyor. Atmış yıldır dünyada hiç mi bir şey değişmedi dedim içimden. Resimli magazinler (bugün internet ve televizyon) ile sosyete rezaletlerinin, cinayetlerin herkese anlatılması ve fikri münasebetlerin bu vesile ile azaltılması; düşünce yerine görüntüyü getiren filmler; ahlak ve fikir değerlerinin yerine pazı ve beden değerlerini getiren spor; afyondan sigaraya kadar her nev-i uyuşturucu maddenin halk kitleleri arasında yayılması; alkollü içkilerin bilhassa gençler arasında yayılması; danslar (ve bugün medya) vasıtası ile cinsel dürtülerin artırılıp beyinlerin sersemlemesi; insanları düşünmekten alıkoyan radyo ve her nevi müzik yayını; gençler, kadınlar ve işçilere (işçileri bugün belki çıkarabiliriz) gereğinden fazla önem verilmesi. Bu yollarla insanların aptallaştırıldığını anlatıyor yazar.

Sen horoz, bizim gururumuzsun, ateş seni yok etsin.
Sen köpek, bizim öfkemizsin, ateş seni yok etsin.
Sen kumru, bizim şehvete düşkünlüğümüzsün, ateş seni yok etsin.
Sen fare, bizim oburluğumuzsun, ateş seni yok etsin.
Sen yılan, bizim hasedimizsin, ateş seni yok etsin.
Sen hırsız saksağan, bizim hasisliğimizsin, ateş seni yok etsin.
Sen kedi, bizim tembelliğimizsin, ateş seni yok etsin.

Bu da bir putperest ayininden alıntılanmış yedi büyük günah. Yazar ömrünün son deminde koyu Katolik oluyor, yeri gelmişken söyleyeyim.

“Okumak istemedim, çünkü okunan şeylerden çoğunun unutulduğunu, öğrenilenlerin ise insana üzüntüler verdiğini, hemen bütün bilimlerin aldatıcı ve kararsız olduğunu iç güdümle kavradım. Hiçbir zaman aşık olmadım, çünkü bir insanı bütün ötekilerden üstün tutmak demek olan deliliğin bu enayi şekli insanlar için daima heyecanlara, hafakanlara, gücenmelere, kanlı öfkelere sebep olmuştur. Politikaya da girmek istemedim. vatan aşkı modern insanın sayısız saçma ve uğursuz bağlılıklarından biridir.

“Uygarlığın geçici harikalarına rağmen, insanın temel isteği değişmemiştir, hep aynı kalmıştır; en kısa zamanda, en emin şekilde, ve gittikçe daha çok sayıda adam öldürmek! “

İki kitap aynı cildin içinde, ayrı bir kitap olarak bahsetmemin sebebi çok farklı konularda çok dikkate değer ayrıntıların olması. İkisini birleştirseydim İş Bankası yayınları gibi çok uzun olacaktı. Çeviriyi yapan yine aynı; Fikret Adil ve ikinci kitap 218 sayfa.

 

 

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın