Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Gog

“Yanlış bir gezegene gelmiş olmamdan korkuyorum. Burası bana çok dar geliyor. Benim için istediğim kadar yer yok.”

 

Okuduğum kitapta Gog’un iki cildini birleştirmişler. Birinci kitap Gog, ikincisi Kara Kitap. İki kitap arasında yirmi yıl fark var fakat Gog hep aynı kişi. Hikâye, yazarın Gog ile tanışması ile başlıyor. Gog Amerikalı bir milyoner. Dünyanın en zengin insanlarından biri ve hayatı çok ciddi manada sorguluyor. Can sıkıntısı derdi hastalık seviyesinde. Dünyayı gezerek, yeni insanlarla tanışarak sıkıntısını gidermeye çalışıyor fakat nafile. Günlüğüne yaşadığı ilginç hadiseleri, tanıştığı değişik insanları ve düşüncelerini not ediyor. Zamanın meşhur edebiyat şaheserlerini okuyor. Suç ve Ceza’dan Gulliver’in Gezileri’ne kadar meşhur ne kadar kitap varsa okuyor ve hepsinin zırvalık olduğuna karar veriyor. Henry Ford ile görüşüyor. “Herkesin bir uçağı olup bir saat çalışabildiği gün ben de peygamberler sırasına gireceğim ve insanlar bana gerçek kurtarıcıları olarak tapacaklardır.” diyor Ford. Bir ara gerçek mucizeler görebilmek için dünyanın değişik yerlerinden mistikler getiriyor. Hepsinin de şarlatan olduğunu fark edince kovalıyor bunları. En ilginç hikâyelerden birisi de nüfusu sürekli sabit tutan adanın hikâyesi. Pasifik Okyanusu’ndaki bu adada doğum olduğu zaman kura çekerek adadan bir kişiyi öldürüyorlar. Dünyanın bugünkü haline uygun olduğunu düşündüğüm bir kurgu. Gelişmiş batı ülkeleri obezlik ile daha etkin mücadele edebilsinler diye gelişmemiş ülkelerde insanlar açlıktan ölüyor. Birileri daha insanca yaşasın diye birileri hayvanlar gibi günden güne yaşamak zorunda. Ada hikâyesinin hemen ardından dünyada yer açmak için birilerini öldürmek için organize olmuş manyakların hikâyesi var. Yazarın Gandi ile ilgili fikirleri de ilginç. Hint kültürünün mütevekkil, kabullenici yapısını Avrupai bir tedrisattan geçen Gandi kırıyor ve İngilizlere karşı gelirken kendine Avrupalıları örnek alıyor.

     “Nasıl oluyor da insan, vücudunun her tarafını, parmaklarının uçlarına kadar (eldivenle) kapatıyor da en mühimi olan yüzünü açık bırakıyor? Azamızı hicabımızdan veya utancımızdan kapatıyorsak çoğu zaman en az güzel ve en az muntazam olan suratımızı gizlemiyoruz. Eskiler ve bugün ilkel dediğimiz insanlar –ki birçok hususta bizlerden daha akıllıdırlar- hayatın en ciddi ve en güzel olaylarında maske kullanıyorlardı ve kullanmaktadırlar.”

Buna benzer bir fikir de herkesin içinde yemek yememekle alakalı. Gog’a göre insanlar herkesin içinde tuvalet ihtiyaçlarını gidermedikleri gibi yeme ihtiyaçlarını da gidermemeliler. Yemek için ayrı odalar olmalı evlerde.

Kitabın tamamından burada bahsetmek istemiyorum. Yazar Gog’un şahsında dünyayı dolaşıyor, meşhur insanlarla tanışıyor, değişik insanların değişik fikirlerini ortaya koyuyor. Yamyamların düşünceleri, Edison’la, Freud’la, Einstein’le, H. G. Wells’le Maeterlinck’le, Bernard Shaw ile Knut Hamsun’la muhabbet… Gog’un değişik şeylere harcadığı muazzam paralar ayrı bir mesele. Şiir endüstrisi kurmak için şairler çalıştırıyor. Şehrin orta yerine hayvanat bahçeli bir cangıl kurduruyor.

Yahudiler parayı sevmezler. Edebiyatlarının dörtte üçü, peygamberlerinden beri, fakirlerin tebciline tahsis edilmiştir. Fakat insanlara karşı korunmak için onları ya demirle imha etmek yahut para ile satın almak lazımdır. Yahudiler madde olan altın ile kendilerini müdafaa ediyorlar, florinler onların mızrakları, dukalar kılıçları, sterlingler tüfekleri, dolarlar mitralyözleri oldu. Bu silahlar her zaman tam tesirli değillerdi. Ama asırdan asra, medeniyetin aldığı kıvrıma göre gittikçe kudretlerini artırdılar. Nefsinin meşru müdafaası için kapitalist olan Yahudi, Avrupa’nın manevi ve mistik tükenişi neticesi, dehasına ve iradesine rağmen dünyanın hâkimlerinden biri oldu. Onu evvela zengin olmaya mecbur ettiler, sonra servetin her şeyden üstün olduğunu ilan ettiler, öyle ki düşmanlarının isteği yüzünden mukaddes kitabın fakiri, gettolar münzevisi, fakirler ve zenginler üzerinde hüküm sürer oldu, çıktı.”

“Yahudilerin önceleri kendilerini korumak için kullandıkları vasıtalar, zamanla intikam silahları hâline gelmişti, bilhassa zekâ ile ki, bence altından daha kuvvetlidir. “

“Yahudi zekâsı, bir asırdan beri, düşünce binanızın dayandığı sütunları, en aziz inançlarınızı baltalamak ve kirletmekten başka bir şey yapmamıştır. “ Diyor ve ardından Heine, Marx, Lombrosso, Max Nordau, Sigmund Freud, Weiningh, Bergson, Salomon Reinach, Einstein, Meyerson, Lasalle, Disraeli, Arton, Mandel, Troçki isimlerini sayarak kabul edilmiş hakikatlerden şüphe ettirmek, hürmet edilenleri ayaklar altına almak gibi amaçlara Yahudilerin nasıl ulaştıklarını anlatıyor.

“Çocuklar gibi aptallar ve şairler, sonsuzlukta dolaşan bu ateş böceklerini hayran olurlar. Ben ki –iyi mi fena mı bilmem- ne şairim ve ne de mistik, gök, benim için, her gece, üzerinde, çaresiz hiçliğimi okuduğum büyük, uğursuz perdeden başka bir şey değildir.”

Lenin’le görüşüyor: “Yüz milyon hödük, sopasız, casussuz, gizli polissiz, dehşetsiz, idam sehpasız, divanıharpsiz, kürek mahkûmiyetsiz ve işkencesiz idare edilemez.”

“Marx, İngiliz istatistiklerinin ve sanayileşmenin gizli hayranı bir burjuva Yahudi’den başka bir şey değildi. Onda barbarlık duygusu eksikti, bu sebepten yarım adam sayılırdı.”

“Bir insan hapse girer girmez, orada, ister istemez bir masum hayatı geçirecektir. Bundan başka hiçbir endişeleri, bir uğraşıları olmayacaktır. Çünkü onların yerinde düşünecek, hükmedecek başkaları vardır. Onlar, sadece bedenen çalışacaklar, fikren dinleneceklerdir ve bilirler ki, her gün, hastalansalar, hatta çalışmasalar bile, hür insanların her sabah ekmek, her akşam yatak peşinde koşup didinmeleri nedir, bu endişeleri tanımadan, yiyip içip, yatabileceklerdir. Benim hülyam, Rusya’yı muazzam bir hapishane haline getirmektir.”

“Demek koleksiyonum dağıldı. Bütün canlı koleksiyonlarının kaderi budur, hatta yeryüzüne ırk veya aile adı ile yayılmış olanların bile.”

“Ölmenin sırrını biliyor musunuz? Hayır mı? Öyle ise çek bakalım. Bir başka idam mahkumu ile daha işim yok.”

“Bazen günahlardan daha fazla acı veren faziletler vardır.“

İş Bankası Kültür Yayınları’nın tek cilde sığdırdığı iki eserden birincisi olan Gog 235 sayfa. Çeviren Fikret Adil. Zevkle okunacak, harika bir kitap. Kara Kitap kısmını henüz okumadım. Sırada o var.

 

 

 

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın