Dağların Adamı Barnabo

Barnabo bir garip oğlan. Dağları seviyor. Kimin neyi sevdiğine niye karışır ki insan. Neden normlarımız var ve ona uymayanları dışlıyoruz. Kimin ne ile mutlu olacağına ne karışıyor insanlar? Kimisi dağlarda mutlu olur kimisi şehirlerde. Dağda mutlu olana deli, şehirde mutlu olana akıllı demek kimin aklına geldi ilk önce? Barnabo orman bekçisi, tüfeği var. Evlenmek, çoluğa çocuğa karışmak, fazla para biriktirmek istemiyor. Dağlarda olmak, kimsenin anlayamayacağı bir dille konuşan tabiatın anlatmaya çalıştıklarını anlamaya çalışmak istiyor. Dağlar onun asli vatanı. Ayrı kaldığı zamanlarda da insanoğlunun ayrı kaldığı ruhlar alemine ya da kamışlığa geri dönmek istemesi gibi geri dönmek istiyor.

Dino Buzzati’nin ilk kitabı olan Dağların Adamı Barnabo kitabında Tatar Çölü’nün bir hazırlığını görmek mümkün. Tatar Çölü’ndeki o destan yazarının kafasında oluşmaya başlamış bu kitabı yazarken. Orada çölü bekleyen kaledeki askerlerin yerine burada cephaneliği bekleyen orman bekçileri var. Bir zamanlar yol yapımı çalışmasında kullanılacak dinamitler için yapılmış ve yol yapılmadığı halde varlığını sürdüren, hiçbir işe yaramayan bir cephanelik. Orman bekçileri de bu cephaneliği, yedi cücelerin pamuk prenseslerini beklemeleri gibi bekliyor. Kahraman olma ihtiyacı onlarda da var. Bu kitap Tatar Çölü’nün çocukluğu adeta.

Roman boyunca zaman tükeniyor. Ne için tükeniyor, ne uğruna tüketiliyor belli değil ama tükenip gidiyor. Zamanı tükenen ve bu tükenişin içinde varlığına bir anlam kazanırmaya uğraşan insanlar var. Barnabo var. Belki de bu bekleyiştir onlar için hayatın anlamı, kimbilir. Belki de ölmek üzereyken bulunmuş bir kargayı hayata döndürmektir. Şu var ki bende artık Tatar Çölü’nün de Banabo’nun da anlamı farklılaştı. Hayat toplumun kahir ekseriyetinin bizden beklediğini gerçekleştirdiğimiz zaman anlam kazanmış olmuyor. Ders çalış, para kazan, çocuk yap, kariyer yap değil her şey. Bunların hepsini yaparak toplumun “iyi çocuk”ları olanlar mükafatlandırılmıyor. Ceza da almıyorlar fakat hepsi de bir şekilde toprağın altına. İyi çocuk olmak milyarlarca insana bir şey kazandırmadı. Barnabo dağın başında mutlu.

Dino Buzzati’nin bu eserini Timaş Yayınları, Elçin Kumru’nun çevirisiyle kazandırmış dilimize. Kitap 150 sayfa.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

This article was written by mehmet

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.