Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed

Muhammed Hamidullah’ın uzun yıllar Türkiye’de görev yaptığını, İstanbul Üniversitesi’nden Erzurum Üniversitesi’ne kadar çeşitli kurumlarda görev yaptığını bilmiyordum. Bu değerli alim 2002 yılında dar-ı bekaya intikal etmiş. Allah rahmet eylesin.

Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed kitabı bölüm bölüm yazıldığı için (433 bölüm) okunması kolay bir eser. Peygamberimizin hayatından çok bilinmeyen ayrıntıları aktardığı için de ilgi çekici. Benim ilgimi çeken kısımlar şöyle:

  • Peygamberimizin ilk evliliğini 25 yaşındayken yaptığını biliyoruz. Eşinin yaşının da bu sırada 40 olduğu söylenegelir. Doğrusu Hz. Hatice bu evliliği yaptığında 28 yaşındaymış. Yaygın olan bu 40 yaş efsanesinin aksine, kaynaklarda daha çok 28 yaş geçiyormuş. Hz. Hatice’nin dul olması ve önceki iki eşinden iki çocuk sahibi olması onu sanki çok yaşlıymış gibi gösteriyor ama o kadar da yaşlı değilmiş. 
  • Peygamberimizin 7 tane çocuğunun annesi Hz. Hatice: Kasım, Tahir, Tayyib, Zeynep, Rukiyye, Ümmü Gülsüm ve Fatıma. Zaten 40 yaşından sonra bir kadın 7 tane çocuğu biraz zor doğurur mantıken.
  • Zeyd bin Harise, babası gelip kendisini satın almak istemesine rağmen peygamberimizden ayrılmak istememiş.
  • Peygamberimiz, malum ticaretle uğraşıyor ve Saib isminde de bir ortağı var. Kendisi sefere gittiğinde kuruşu kuruşuna ortağına hesap verirken ortağı çıktığında o söylemeden hesap sormuyor hiç.
  • Hz. Hatice, peygamberimizle evlenmeden önce bir takım putlara taparmış.
  • 605 yılında Kabe yanmış. Kabe’nin yönü kuzey-güney-doğu-batı değil de kuzeydoğu-güneybatı yönündeymiş.Arapça hem kare hem de yuvarlak anlamına gelirmiş.
  • Kabe daha sonra Abdullah bin Zübeyr tarafından yeniden yapılmış. Hacer-ül Esved’in bembeyaz olduğunu görmüşler orada.
  • 30’lu yaşlarında Hz. Muhammed inzivaya çekilmeyi adet edinmeye başladı. Hira mağarasına çıkıp her sene belli bir süre burada kalıyordu.
  • İlk vahiy Ramazan’ın 27. günü indi. 1 Ocak 610. Başka rivayetlere göre ise 17 Ramazan yani 22 Aralık 609.
  • İlk vahiyden sonra 3 sene bir boşluk oluyor ve bu süre zarfında etrafın sataşmasına dayanamayarak intihar etmek istedi, bir kayanın başına kendini aşağı atmak üzere gittiğindeyse Duha Suresi nazil oldu.
  • Bir hadise göre dünyadan yüz bin Adem geçmiştir ve biz bunların en sonuncusunun oğullarıyız. Bu da bana ilginç geldi.
  • Hazreti İbrahim ve Brahma arasında dikkate değer bir benzerlik olduğundan bahsediyor yazar. Brahma aslında Hz. İbrahim demek istiyor. Brahmanizm putperestliğe dönüşünce putları kıran Buda Şakyamuni tarafından yeni bir din kurulmuş, daha sonra Buda’yı takip edenler de putperestleşmişler. İnsanlar ne kadar istekli puta tapmaya. Bu arada Brahma=Hz. İbrahim; Buda=Hz. Zulkifl. İkisinin de peygamber olduğunu ima ediyor Hamidullah.
  • Avatar: Tanrının yere inişi anlamına geliyormuş. Hinduca.
  • Komünyon: Allah’la bir olma. Hıristiyanlara göre Hz. İsa tanrı olduğu için biraz ekmek ve şarapla birlikte İsa’nın son yemeğini hatırlamak.
  • Cebrail’in Hz. Peygamber’e öğrettiği ilk şey abdest almak ve namaz kılmak olmuş. Başlangıçta günde iki vakit namaz varmış; sabah ve ikindi.
  • Meşhur Ebu-Zer şehirlerarası yollarda eşkıyalık yaparmış.
  • Peygamberimiz açık tebliğe başladıktan sonra Mekkelilerden korunmak için Erkam diye birinin evine sığınmış. Kitabın ilerleyen bölümlerinde peygamberimizin bir gayrimüslimin evine sığındığından da bahsediyor ama isim vermiyor.
  • İlk Müslüman şehid olan Sümeyye diğer adıyla Bamih Türk’müş. Bu dine en çok şehit veren millet Türk milleti. Siftahı da biz yapmışız demek ki.
  • Taif dönüşü Allah’a şöyle yalvarıyor peygamberimiz:                                                     Ya Rabbi! Kuvvet ve kudretimin en zayıf haliyle, elimdeki çarelerin en basitiyle, insanların gözündeki en hafif şahsiyetimle Senin huzurunda Sana yalvarıyor ve Sana sığınıyorum. Ey Merhametlilerin En Merhametlisi!Sen yeryüzünde hakları ellerinden alınan Mustad’aflar’ın Rabbisin. Sen benim Rabbimsin. Sen beni kimlere bırakıyorsun, beni sert ve haşin bir şekilde karşılayan bir yabancıya mı? Yoksa bir düşmana mı?Şayet bana öfkeli ve dargın değilsen ben hiçbir şeye aldırış etmem, tahammül ederim. Fakat senin himaye ve koruyuşun benim için daha hoştur.Dünya ve Ahireti düzene koyan, karanlıkları aydınlığa boğan nûrunun altında inecek olan gazabından veya bana musallat olacak öfkenden sığınacak tek varlık Sensin.Yeter ki Sen benden razı ol, tüm niyazım Sanadır; zaten Senin dışında ne bir güç ne de bir sığınak vardır.
  • Bana saçma gelen, Miraç’ta elli vakit namazın farz olması ve ardından beşe kadar düşürülmesi hadisesine de yer vermiş yazar. Miraç hadisesinin aslında rüya olduğunu söylüyor.
  • Hicretten önce kendisini temsil etmesi için 12 Medineli seçiyor. Bu kişilere Nakip adı veriliyormuş. 12 havari olayını çağrıştırdı bana.
  • İlk Cuma namazını Medine’de Musab bin Umeyr kıldırmış. Cemaat 12 kişiymiş.
  • Hicret üzerine Mekkeliler göçenlerin mallarını yağma etmişler. Bu güne izdiham günü – Yevmüzzahme denmiş.
  • Meşhur hadise, peygamberimizin devesinin Eyyub el Ensari’nin evinin önünde durması aslında farklı gerçekleşmiş. Deve Eyyub el Ensari’nin evinin yakınında bir yerde durmuş ve Medineliler buraya bir ev yapmaya başlamışlar. Peygamberimiz de bu zaman zarfında Eyyub’un evinde misafir kalmış.
  • Hudeybiye antlaşmasını eleştirenler olmuş o zamanlar. Bu anlaşmaya göre Medineye sığınan Müslümanlar iade edilecekken Mekke’ye sığınanlar iade edilmeyecekti. İade edilme durumundaki Müslümanlar kaçıp Mekke kervanlarının yolunu kesince durum tersine dönmüş. Siyasi bir öngörünün ispatı bu durum. Bir de Medine’nin hem kuzeyinde hem de güneyinde düşmanları var. Mekke ile barışında kuzeydeki Hayber’in işini bitirme fırsatı doğmuş.
  • Veda Hutbesi’ni 140 bin kişi dinlemiş. Müslüman nüfusunun o tarihte 500 bin ila 1 milyon arasında olduğunu tahmin ediyor yazar.
  • İslam devleti peygamberimiz devrinde 3 milyon metrekareye ulaşmış. Hızlı bir fetih hareketi ve genellikle iki tarafın da kan dökmediği bir yayılma olmuş.
  • Peygamberimizin savaş tecrübesi gençliğinden geliyormuş. Gençken kabileler arası savaşlara katılmış.
  • Kitapta faiz yasağı, İslam’ın ekonomiye bakışı ayrıntılı bir şekilde ele alınmış. Faizin toptan yasaklandığı bir ekonomi, para biriktirmenin de yasak olmasıyla birlikte çok canlı olacaktır tabi ki.
  • Efsane mi gerçek mi yazar da tam bilmiyor; Hindistanlı bir kral peygamberimizin ayı bölmesi mucizesini görünce tahtını oğluna bırakarak Mekke’ye kadar geliyor ve burada Müslüman oluyor. Dönüş yolunda, Yemen’de vefat ediyor. Mezarı da uzun yıllar kral mezarı olarak ziyaret ediliyor.
  • Her yıl Ramazan ayında Kur’anın inen bölümleri toplum önünde okunurmuş. Bu işin adına da Arza denirmiş. Herkes bu Arza’larda ellerindeki yazılı metinleri getirip hatalı yerler varsa düzeltirmiş. Son Arza’nın adı da Arza Ahira olmuş.
  • Zülfikar kılıcı İslam’ın ilk yıllarında kırılmış. Topkapı sarayında sergilenen Zülfikar gerçek değilmiş.
  • Hz. İsa’nın “dua ederken putperestler gibi boş tekrarlar yapmayın” demesi dikkatimi çekti. Yazar bu duanın tam metni ile Fatiha’yı karşılaştırmış.
  • Çok eşlilikle ilgili de yazarın yorumları var. İslam eş sayısına sınır getiren ve boşanmaya izin veren tek din. Eş sayısının 4 ile sınırlandığı ayeti geldiğinde peygamberimizin 9 eşi var. Eşler konusu da ayrıntılı anlatılmış. Siyasi nedenlerle yapılan evliliklerle o dönemler çok önemli olan akrabalık ilişkileri pekiştirilmiş. Örneğin bir kabileden bir kız alınca o kabile komple akraba oluyor ve İslam’a geçişleri kolaylaşıyor.
  • İslam’ın verdiği cezalar da ayrıntılı açıklanmış. Recm cezası için 4 tane şahitin gerekliliği bu cezayı imkansızlaştırıyor ya da hırsızlık yapanın elinin kesilmesi bir-iki örnek cezadan sonra hırsızlığın kökünü kazıyan bir uygulama. Köleliğin sistematik bir şekilde kaldırılması da o dönem için büyük bir devrim. Köle azat etmek için devlet bütçesinde bile kalem var. Kölelerin çalışıp kendilerini satın almaları imkanı bile tanınmış. Köleliği İslam tam olarak kaldırmamış zira savaş esirlerinin daha insanı bir hayat sürmeleri için önemli bir müessese imiş o zamanlar. Hapse atmaktan ya da öldürmektense köle yapılıp hem İslam kültürü ile tanıştırılmış hem de zaman içinde özgürlüğünü kazanmış savaş esirleri. Memlük ya da Guleman sultanları bu kölelere en güzel örnek.
  • Hz. Ayşe peygamberimizle evlendiğinde daha çocukmuş. Ben 20-22 yaşında olduğunu biliyordum ama yazarın dediğine göre henüz çocukmuş ve evlendikten sonra babasının evinde kalmaya devam etmiş. Ne zaman ki büyümüş, erişkin olmuş o zaman peygamberimizin yanına taşınmış. Peygamberimizin evi bir okul aynı zamanda. Eşlerinin hepsi okuma yazma bilen insanlar ve hayatları boyunca eğitilip Müslüman kadınları eğitmişler. Allah onlardan razı olsun.
  • Yazar bir yerde Arapça’nın yaşayan bir dil olmasının ne kadar önemli olduğundan bahsetmiş. Yaşayan bir dil olduğu için zorlama hipotezler ortaya atmaya gerek yoktur demiş. Bu konuda katılmıyorum zira ben Arapça bilmiyorum. Arapça bilmeyenler için Kuran ha Sanskritçe yazılmış ha Arapça.
  • Çocuğun doğumunda kulağına bir şeyler okunması, akika kurbanı kesilmesi İslamiyet öncesinde de varmış. Bu konu da dikkatimi çekti benim. Neden İslam öncesi Arap adetleri devam etsin ki. Haram aylar meselesi de böyle. Kurban kesilince kanı çocuğun alnına sürülürmüş. Her ne kadar yazar bu adetin İslamla birlikte kalktığını söylese de ben yapıldığına şahit olmuşumdur. Hacda saç traş edilmesi, hacla ilgili başka birkaç ritüel namazla ilgili bazı ayrıntılar İslam öncesi devirlerden miras kalmış.
  • Peygamberimiz “tirid” diye bir yemeği çok severmiş. Et suyuyla hazırlanmış çorba, içine de ekmek doğrar yermiş.
  • Müthiş bir hadis-i şerif öğrendim bu kitaptan: Biz kamu hizmetlerinde, buna karşı büyük heves duyanları görevlendirmeyiz.

Peygamberimizin hayatını her Müslüman bilir tafsilatı ile. Bu kitapta bilmediğim birkaç ayrıntıyı bulduğum için mutlu oldum. Tabi ki bunların gerçekliği hakkında kesin bir şey diyemiyoruz fakat genel olarak akla yatkın. Muhammed Hamidullah’ın bu 280 sayfalık eseri Beyan Yayınları’ndan çıkmış.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın