Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Şeyhefendinin Rüyasındaki Türkiye

Şeyhefendinin Rüyasındaki Türkiye, yazar İsmail Kara’nın değişik makale ve röportajlarından oluşuyor. Kitabın dört bölümü var. Birinci bölümde Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyetin ilk dönemlerindeki bazı isimler ve dönemin olayları anlatılmış. İkinci bölüm Diyanet İşleri’nin yapısı, Türkiye’nin laikleşme serüvenindeki rolü anlatılıyor. Üçüncü bölümde medreseler, tekkeler, modernleşme, modernleşme sürecinde Müslümanların konumu ve değişimi; dördüncü bölümde yazarın çeşitli dergilerde yayınlanmış röportajları var.

Kitapta dikkat çekici bir çok anekdot var. Said Nursi öldüğü zaman terekesinden iki mendil, bir çift çorap, iki don, iki fanila, bir cüppe, bir entari, yedi buçuk lira para, bir saat, bir ibrik, bir seccade ve bir takke çıkıyor. Böylesi dava adamları kaldı mı acaba? Ahmet Hamdi Akseki Cumhuriyet’in ilk diyanet işleri başkanlarından birisi. Bu zatın hayatı ve çalışmalarından da bahsediyor yazar. Osman Nuri Ergin, Süheyl Ünver, Cemalettin Kaplan gibi isimler tek tek incelenmiş. Kürt meselesi hakkında yazarın yorumları ilgi çekici. Kürt meselesi yüzünden doğuda medreseler kapandı, komşu ülkelerle bağlarımız da bu yüzden koptu diyor. Bütününü buraya alamadığım bir bülbül hikayesi var. Karganın baskısı yüzünden yavrusunu mağaralarda yetiştiren bülbül baskı ortadan kalktıktan sonra yavruyu meydana çıkarıyor ve karga gibi örmeye başladığını görüyor. Kara, bu hikaye ile cumhuriyet dönemine ayak uyduran Müslümanların torunlarının artık eskisi gibi olamadıklarını anlatmaya çalışıyor.

İkinci bölüm Diyanet İşlerine ayrılmış. “Türkiye yıllardır başörtüsü tartışmalarıyla çalkalanırken Diyanet’e verilen asli görev sanki susmak, sadece susmaktır.” Diyanetin etkisizliğini eleştirirken bir yandan da bu kurumun bu kadar devasa oluşuna, büyük bir bütçeye sahip oluşuna laf edenlere cevap veriyor. Türkiye’de Müslümanların kendi çabalarıyla inşa ettiği binlerce cami var. Osmanlı zamanında vakıflar sayesinde kimseye ihtiyaç duymayan bu camiler vakıf mallarının ona buna peşkeş çekilmesi neticesi gelirlerinden oldular diyor. Diyanette Alevilerin de temsil edilmesi taleplerine karşılık da diyanetin bir temsil kurumu olmadığını söylüyor Kara. Diyanet kurulduğundan beri hiçbir mezhep ya da tarikatin temsilcisi olmamakla beraber hep dini oluşumları kötülemiş, haklarında raporlar, kitaplar yayınlamışken Alevilerle ilgili hiçbir olumsuz görüş beyan etmişliği yok. Bir de din dersi meselesi var. Okullarda anlatılan din derslerinin sadece kültürel bir yönü var. Kimseye tebliğ yapılmıyor ki. Din dersleri bu ülkede yaşayan herkes için gerekli. Ayrıca Sünni bir bakış açısı da yok bu derslerde. Sadece ana hatlarıyla dinden ve dinlerden bahsediliyor.

Medreselerin kapatılmasında bu kurumların çürümüşlüğünün etkisi olduğunu savunanlara da güzel cevaplar veriyor yazar. Batının her kurumunu mükemmel görmek, doğu kurumlarını ise aşağılamak bir gelenek sanki. Medreseler niye çürümüş olsun, varlıkları yokluklarından daha iyiydi. Bugünün özel okulları medreselerden daha mı iyi?

Bu arada Divan-ı Lügati-t Türk’ün tesadüf eseri bulunmuş olduğunu öğrendim bu kitaptan. 1915 yılında tamamen tesadüf eseri sahaflar çarşısında Ali Emiri tarafından satın alınmış ve iki senelik bir çalışma sonucunda yayınlanmış.

Kitapta dikkatimi çeken diğer bazı noktalar kısaca şöyle:

  • Hilafetin kaldırılması ve Türkiye’nin laikleşmesi Lozan görüşmelerinde karşı tarafın ana şartı olduğu iddiası var.
  • İslam Devleti tabiri 60’lı yıllarda piyasaya çıkıyor. Modern bir tabir İslam Devleti.
  • “Gazali’de bir Nizamülmülk’ün, hatta bir Gazi Osman’ın siması, Rousseau’da bir Robespiyer, Hegel’de Hitler yaşamaktadır… ” Nurettin Topçu. Burada bizim ülkemizde batılıların kültürünü  ve bu kültürün öğesi olan kavramları yerleştirmeye çalışmanın boş bir çaba olduğunu anlatmak istiyor Topçu. Bize, bize ait bir şeyler lazım. Nizamülmülk lazım, Yıldırım lazım, Kanuni lazım.
  • Gelecek tasavvuru modernizmin önemli bir silahı zira gelmemiş ve iyi olduğu söylenen bir gelecek için herkes çabalayıp dururken kimsenin bugünü daha doğru yaşamaya niyeti yok gibi.

Kitap makaleler ve söyleşilerle dolu olduğu için her bir makalenin anatemasını buraya aktaramayacağım. Baş tarafı biraz sıkıcı olmakla birlikte ortasından itibaren zevkle okunan kitaplardan. 2011 yılında Dergah yayınları’ndan çıkan kitap yazarın 2000 öncesindeki çalışmalarına dayanıyor bu açıdan güncel olmamakla birlikte işlediği konular açısından güncel. 375 sayfa.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın