Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Nerem Doğru ki?

Malatya büyükşehir olmak üzere, seçim havasına girmeye başladık. Şimdi bir büyükşehir belediyemiz ile şehir merkezinde faaliyet gösterecek iki belediyemiz olacak. Bu durum hizmetlerin tek elden ve daha iyi bir şekilde yapılması için önemli bir fırsat fakat zihniyet değişimi olmaksızın şehrimiz için bir faydasının olacağını düşünmüyorum. Bu zamana kadar bir kasabadan biraz hallice yönetilen, Türkiye’nin bence en güzel şehrinin artık daha dinamik, daha insan odaklı, daha kaliteli bir belediyecilik anlayışına ihtiyacı var. Yolumuz bazen başka şehirlere düşüyor. Malatya’ya girer girmez düştüğümüz ilk çukurla birlikte artık memleketimizde olduğumuzu anlıyoruz. İnsanlar yaşam koşullarının giderek zorlaştığını belki denizin içindeki balıkların suyu bilmemeleri gibi fark edemiyorlar fakat karşılaştırma yapılabilecek başka alternatifler gözlemlendiği zaman gerçek, gün ışığı gibi ortaya çıkıyor.

Şehrimizdeki yaşam standartları sürekli iyileşiyor fakat ülkemizin diğer yerlerinde baktığımız zaman bu iyileşmenin hızının başka şehirlere göre çok daha az olduğunu görüyoruz. Birkaç sene gitmediğim Gaziantep’e yolum düştü. Yeni altgeçitler yapılmış, tramvay hizmete başlamış. Malatya’da olsun mu bunlar diye düşündüm ve içimden yapılmaması için dua ettim. Yeni bir alt geçit demek en az iki sene çevre yolu trafiğinin alt üst olması demek ki buna bir daha tahammül etmek istemiyorum. Malatya’da hizmetler insan odaklı değil zira. Vatandaşların çekeceği sıkıntıları azaltmaktan ziyade skora oynayan yöneticilerimiz var. Görev süresi boyunca şu kadar iş yaptık diyebilmek için başta insanların rahatlığı olmak üzere diğer hususlar hiç dikkate alınmıyor. Rögar kapaklarından daha önce bahsetmiştim. Belki basit bir örnek ama şehrin merkezi yerlerinde zeminden bu kadar yüksekte bırakılmış olmalarının insanları yok saymaya örnek olarak verilebileceğini düşünüyorum. Şehirde sanki insan yaşamıyormuş gibi yapılıyor çalışmalar. Birinci güzergâh kapalı, ikinci güzergâh kapalı, üçüncü güzergâh açık lakin araç trafiğine müsait değil… olsun, vatandaşın ne önemi var, biz skorumuzu yaptık nasıl olsa.

Bir örnek de son zamanlarda duyduğum bir konu ile alakalı. Belediye otuz yaş üstü AÖF öğrencilerinin indirimli seyahat kartlarını iptal etmiş. İnsan odaklı hizmet veren hiçbir belediyenin böyle bir karar alabileceğini düşünmüyorum, İstanbul’da olmadığını biliyorum. Olsa bile otuz yaşını geçmiş olmasına rağmen eğitime devam etme iştiyakında olan insanları teşvik etmek için dahi olsa Malatya Belediyesi’nin bu öğrencilere indirimli kart hakkı vermesini beklerdim. İnsan odaklı olmayınca böyle ayrıntılar dikkate alınmıyor işte. AÖF öğrencilerinin %30’u 40 ila 60 yaş arasıymış ve suiistimal ediyorlarmış indirimi. Nerden biliyorsunuz suiistimal olduğunu? Böyle bir mantık olabilir mi? Yaşa bakarak suiistimal kararı verilebilir mi? Senede 400 lira AÖF ücreti ödeyen bu insanlar sizin günde taş çatlasa 1 lira indiriminiz için mi okula gidiyorlar? Bir suiistimal arayacaksanız daha dikkatli gözlerle kendinize ve çevrenize bakın. Önce iğneyi kendinize batırın, emin olduktan sonra çuvaldızla girişin başkalarına. O başkaları da eğitim talep eden insanlar olmasın mümkünse.

Devenin “nerem doğru ki?” demesi gibi ben de Malatya ile ilgili bu tür örnekleri verirken veremediğim diğer onlarca örneği düşünüyor ve sonra vazgeçiyorum anlatmaktan. Bu dönem periyot olarak sona eriyor fakat zihniyet değişimi olmadan, “önce insan” demeden değişenler sadece zaman ve simalar olur. Bundan sonraki dönemler için temennim skor için değil, samimi niyetle insanlara hizmet için vazifeye talip olunması ve gerçekten insan odaklı bir yönetim gerçekleştirilmesi. Üç kuruşun hesabını yaparak vatandaşa “kötü niyet” yaftası vuracağına; belediyenin, o vatandaşın eğitimini daha rahat alması için daha fazla nasıl hizmet veririm diye çaba göstermesi. Bir yere para harcanacaksa kaldırımdan çok eğitime, insan odaklı hizmetlere harcanmalı ki huzurumuz artsın; biz de gönül rahatlığıyla rızalık verelim yöneticilere.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın