Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Küresel Fesatçılık ve Fetullahçılık

Birkaç gündür kitap yazısı yazmamamın nedeni daha önce Erdoğan’dan Numan’a kitabını okuduğum Ahmet Akgül’ün başlıkta ismini yazdığım 824 sayfalık tuğla gibi kitabı. Fazla yorum yapmamaya çalışarak kitaptan çıkardığım notları paylaşmak istiyorum. Öncelikle Ahmet Akgül’ün sıkı bir Erbakancı olduğunu belirtmek isterim. Bu açıdan bugün zirvede olan bir çok siyasi ve dini akıma sıcak bakmıyor. Gülen hareketi de AKP de böyle. Fethullah Gülen’i benim de eleştirdiğim bazı noktalar var ki yazarla tam olarak olmasa da aynı fikirdeyim. Gazze’ye gemi gitmesi gerekliydi ya da gereksizdi; neticede bizim vatandaşlarımız İsrail kurşunu ile öldü orada. En azından yorum yapmamak daha uygun olurdu bence. Gülen’in yıllardır amerikada yaşıyor olması da tuhaf. Kimse makul bir şekilde açıklayamıyor sebebini. Dinler arası diyalog ise tam bir fiyasko. Ben “Elhamdülillah” Müslümanım ve benim dinim hak din olduğu için diğer dinlerin hepsi batıldır. Bunlarla insani olarak diyaloğa girmenin fazla samimi olmamak kaydıyla sakıncası yoktur ama dini anlamda diyalog kurmaya çalışılması Müslüman olarak benim ağırıma gider. Ne gereği var ortak payda arayışlarının, ortak kültür oluşturma çabalarının. Yazar da kitabında bu konuyu uzun uzun işlemiş. Yazar hilafetin geri geleceğini ve hocanın da halife olacağını iddia ediyor ki bu bana makul gelmiyor. Halifeliğin parlatılması da söndürülmesi de yüz yıllık bir hikaye. Yeniden canlandırılsa bile ben Müslüman olarak müstakil kimliğimi sürdüreceğim. Benim gibi düşünen birkaç yüz milyon müslümanın da var olduğuna eminim. Boş bir çaba olur ancak halifeliğin ihyası. Yazar Erbakan’dan övgüyle bahsediyor, ben de Erbakan’ı oldum olası takdir ederdim. Bariz hatalar yapmış olmakla birlikte zeki ve vatansever olduğundan şüphem yok. Fırsat bulsaydı çok güzel işler yapacaktı diye düşünüyorum(D-8’ler ve havuz sistemi takdir edilecek sadece bir kaç girişim). Yer yer Atatürk’ten de bahsedilmiş. Atatürk hakkında da tespitleri güzel. Yine Erbakan gibi Atatürk’ün de zeki  ve vatansever olduğunu, bazı hataları olmakla birlikte güzel işler yaptığını ve yazarın masonlar tarafından öldürüldü iddiası doğru ise, fırsat bulsaydı daha güzel işler yapacağını da düşünüyorum. Yeni bir bilgi oldu benim için, Atatürk’e masonluk teklif ediliyor ve duymamış olayım diyerek adamları kovalıyor. Milletim bana Gazi ünvanı vermiş, Reis-i cumhur yapmış, Yahudiye uşak mı olacağım diye de lafı gediğine oturtuyor. Yazar bazı gerçeklerin etrafında dolaşmakla birlikte bütün söyledikleri gerçek diyemem. Neticede hissiyatını daha fazla öne çıkarmış. Kitabın önemli bir bölümünü Kürt açılımına ayırmış. Basın yayın özgürlüğü adı altında TSK’nın kurban edildiği, Ergenekon adı altında silahlı kuvvetlerin zayıflatıldığı, Türk-Kürt düşmanlığının açılım hareketiyle birlikte oluşmaya başladığı, özgürlüklerin artmasıyla ahlaki bozuklukların da başladığı, işsizliğin arttığı, tarımın yok olmaya başladığı, stratejik kuruluşların yabancılara satıldığı gibi doğru tespitlerin yanı sıra biraz abartı söylemleri de mevcut.

Eleştirilere gelince. Birincisi kitap çok dağınık. Bir konudan diğerine geçerken “ne oluyoruz” dediğim çok oldu. Tarihi meselelere girmeleri de kitabı gereksiz yere uzatmış. Zaten 824 sayfa bir kitap Türk okuycusu için fazlasıyla uzun. Benim gibi kaç kişi okumuştur bunu diye merak etmedim değil. Bir sürü köşe yazarından alıntı yapmış ama alıntıların nerede başlayıp nerede bittiği belli değil. Yoğun bir araştırma yapmadan yazdığı da belli zira benim bile araştırmadan bildiğim bazı konularda hiç bilgisinin olmadığı aşikar. Mesela Yeni Asya grubunun lideri Mehmet Kırkıncı demiş ki alakası yok. Ya da benim şahsen tanıdığım birisinden sebataycı diye bahsetmiş ki adamın alakası yok. Ergenekon-cemaat-CIA-İsrail-Siyonizm bağlantılarını sık sık vurgulamış ama bu vurgusunu kesin sebep-sonuç ilişkisi ile değil de hissiyatını ortaya koyarak yapmış. Daha objektif bir araştırmacı eleştirdiği insanı adıyla oynayarak küçük düşürme yolunu seçeceğine mantıki deliller koyardı ortaya. Recep Tayyip Erdoğan’ın deprem gecesi Gölcük’ten Çevik Bir’le birlikte ayrılması hakkında ya da Fethullah Hoca’nın dedesinin Ermeni olduğuna dair bir iki belge ortaya koysaydı ve ismiyle uğraşmasaydı daha inandırıcı olurdu ki kendinin de dediği gibi dedesi ermeni olsa n’olur. Bazı çıkarımlar çok zorlama olmuş. Bir yerden sonra Fetullah’ı bırakmış Erdoğan’a sarmış. Madem böyle yapacaktın iki ayrı kitap yazsaydın diye geçirdim içimden.

Sonuçta bu kitap delile ispata dayanmayan bir sürü çıkarımdan oluşan, duygusal bir tarzda yazılmış ve çok uzun. Kimseye tavsiye etmemekle birlikte Togan Yayınlarından çıkmış olduğunu beyan ediyorum.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın