Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Hacı Baba’nın Maceraları

hacibabaIsfahanlı Hacı Baba’nın maceralarına başlamadan önce kitabın yazarı James Morier’den bahsetmek istiyorum. İngiliz bir diplomat olan Morier babasının ticari faaliyetlerde bulunduğu İzmir’de doğuyor. Ticari ve diplomatik faaliyetleri sebebiyle İran’dan Amerika’ya kadar birçok memleket gezerek buraların kültürlerini öğreniyor. Kitapta da bu deneyimlerinin yansımaları var.

 

Hacı; İsfahanlı bir berberin oğlu olarak dünyaya geliyor. Kıvrak zekâsı ve ataklığı yüzünden kabına sığmayan bir delikanlı olup çıkıyor. İsfahan’a gelen bir kervandaki tüccarın yanında çalışmaya başlaması aynı zamanda maceralarının da başlangıcı. Yazar seksen ayrı bölüme ayırdığı kitabında Hacı Baba’nın başından geçen birbirinden ilginç hadiseye yer veriyor. Kervanı soyan Türkmenlere esir olması, esaretten kurtulup seyyar satıcılık yaparak geçimini sağlaması, türlü hilekârlıklar ve dolandırıcılıklarla yükselme çabaları, İran şahıyla, şehzadeleriyle, sadrazamla ve bir sürü değişik mevkideki insanla irtibatları ve genellikle çabalarının sonuç vermemesi kitabın genel çerçevesini oluşturuyor. Zaten bir girişimi neticesi istediği zengin ve debdebeli hayatı ele geçirecek olsa maceraları sona erer.

 

Kitapta dikkatimi çeken noktaların bazıları şöyle. Öncelikle yazarın doğu edebiyatından bir miktar etkilendiği görülüyor. Kitap edebi tür olarak batı romanı ile doğu hikâyeciliği arasında bir eser. Seksen ayrı bölüm, her bölümün başında o bölümle ilgili ayrıntılardan bahsedilmesi Sadi’nin ya da Mevlana’nın ya da bu türdeki diğer edebi eserlerin tarzıyla uyumlu. Fakat içerik açısından kitap bir roman. Yazar yer yer İran’ın ünlü şairleri Sadi ve Hafız’dan güzel sözler ve şiirlere de yer vermiş. Bunların yanında yine doğu edebiyatında sıkça görülen, bir konuyu anlatırken başka hikâyelerle anlatımı süsleme sanatı var. Bir mesele anlatılırken bir bakıyorsunuz başka bir hikâye anlatılmaya başlamış. Bu açıdan yazarın doğu edebiyatına hâkim olduğunu da söyleyebilirim. Binbirgece masallarındakilere benzeyen bir sürü hikâyecik var.

 

Yazarın karşılaştığı milletlerle ilgili düşüncelerinin kitaptaki yansımalarından da bahsetmek istiyorum. Bu kitabı okuyan bir İranlının deli olacağına eminim. İranlılar kitapta açgözlü, para ve gösteriş düşkünü, her türlü hilekârlık ve dolandırıcılığa açık bir millet olarak gösterilmiş. İran şahı dahi rüşvetsiz hiçbir iş yapmıyor. Hırsızlık çok yaygın ve kimse kimseye asla güvenmiyor. Hacı Baba’nın annesi bile kendisini dolandırıyor örneğin. Kendisi de bunlardan pek farklı değil. Her fırsatta birilerinden bir şeyler çalmanın yollarını arıyor. Zaman zaman derviş oluyor zaman zaman mescitten çıkmayarak sofu tavırları takınıyor. Dini bütün görünümlü herkes aslında hilekâr. Fırsat buldukça şarap içmekten geri durmuyorlar. Kitap boyunca düzgün bir tek adama rastlamadım diyebilirim. Türklerden çok fazla bahsedilmemiş olsa bile bahsedilen yerlerde Türkmenler yol kesip soygun yapıyorlar keza Kürt aşiretleri de dağlarda yaşıyor ve aynı şekilde hırsızlığı mubah görüyorlar. İstanbul’daki Türkler hakkında pek olumsuz bir şey söylenmemiş gibi, genelde az konuşan vakur insanlar olarak tanıtılmış. Bunun yanında tüm doğu toplumları cehaletin pençesinde kıvranıyor. Daha Frengistan diye tabir ettikleri Avrupa milletlerinin kaç tane olduğundan haberleri yok. Bütün Avrupa’nın Ruslardan oluştuğunu zannediyorlar. Yazarın da bazı bilgisizlikleri yok değil. Peygamberin mezarını Mekke’de zannediyor, haccın amacını da kabir ziyaretine indirgemiş. Çok fazla Sünni-Şii düşmanlığından bahsediliyor. İranlılar kendileri haricinde herkesin cehennemlik olduğundan eminler. Kürtlerin ise Yezidi olduğunu söylüyor.

 

James Morier’in kitabı Afa yayınlarından çıkmış. 407 sayfa. Yazar ilk olarak 1823’te yayınlamış bu kitabı ve devrinde çok satan kitaplar listesine girmiş. Benim elimdeki baskı 1997 yılında çıkan ‘nın çevirisi. Yazar bu kitabın devamı niteliğinde bir “Hacı Baba İngiltere’de” kitabı yazmış ama internetten baktığım kadar ile Türkçe’ye çevrilmemiş.

 

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın