Arşivler

Son Yorumlar

Okuma Listesi

1- Birikimin Hamalları - Ali Ekber Doğan
2- 21. Yüzyılda Kapital - Thomas Piketty
3- Naylon Fiyaka - Zafer Ercan
4- Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed
5- Doğru Bildiğimiz Yanlışlar - Abdülaziz Bayındır
6- Neoliberalizmin Kısa Tarihi - David Harvey
7- Ölümcül Öyküler - Edgar Allan Poe
8- Zihniyet ve Din - Sabri Ülgener
9- Bin Hüzünlü Haz - Hasan Ali Toptaş
10- Yaşayanlara Çağrı - Roger Garaudy
11- Korku ve Umut - Nihat Karademir
12- Roman Sanatı - Milan Kundera
13- Günlerin Getirdiği - Nurullah Ataç
14- Görme Biçimleri - John Berger
15- Niteliksiz Adam - Robert Mussil
16- Mit ve Anlam - Levi Strauss
17- Anlatı Ormanlarında Altı Gezinti - Umberto Eco
18- Fontamara - Ignazio Silone
19- Halil Şerif Paşa - Michele Haddad

Dalgaların Sesi

Dalgaların Sesi Japonya’nın uzak bir adasındaki bir köyde geçen bir aşk romanı. İki gencin yaşadıkları aşkın etrafında savaş sonrası Japonya’daki bir okyanus köyünde yaşananlar, içtimai hayat, insanların iyi ve kötü yönleri anlatılıyor. Genç yaşta ailesini geçindirme sorumluluğu sırtına binmiş bir çocuk Shinji. “Tanrım, bize durgun bir deniz, bol balık bağışla, köyümüzü daha mutlu, daha neşeli kıl. Daha gencim ama, gözü pek bir balıkçı olmama yardım et. Denizle, balık avıyla, tekneler ve hava ile ilişkili her şeyde zengin bilgi sahibi olmama yardım et. Her şeyi becerebilen yetenekli bir erkek olmayı benden esirgeme. Sevgili anamı, daha çocuk sayılacak yaştaki kardeşimi koru. Anam yeniden dalmak zorunda kalırsa, vücudunu denizin bütün tehlikelerinden uzak tut. Sonra senden dilediğim bir şey daha var. Günü saati gelince bana uygun bir kız, iyi, güzel bir eş gönder. Terukichi Miyata’nın eve dönen kızı gibi bir kız.” Köyde bir tapınak var ve Shinji sık sık bu tapınağa uğrayıp dua ediyor. Tanrı fikri tabiatla iç içe olan yerlerde daha baskın gibi. Şehirlerde, binaların arasında insan Tanrısını kaybediyor zaman zaman.

Okyanus köyü o kadar güzel betimlenmiş ki kitabı burnuma götürsem hem okyanusun hem de varsa köyün; insanların tabiatı dışarıya atarak kurdukları şehirlere hiç benzemeyen insan-tabiat karışımı konusunu duyacağımı hissettim. Birkaç sayfadan sonra kitap insanı sarıyor. Sıkmayan tatlı bir kavrayışı var. Shinji’nin durumuyla köydeki insan ilişkileri arasında gidip geliyor. Kapalı sosyal toplumun hadiseleri, insanların gösteriş merakı, dedikodu hastalıkları değişik örneklerle anlatılıyor. Bir köyde mesela bu bir Türk köyü de olabilirdi; bir sır saklanmıyor. Shinji’nin başından ne geçse anında bütün köy duyuyor. Shinji Japon kültürünü temsil ediyor sanırım yazarın gözünde. Gözüpek, yiğit, az konuşan, maddiyata önem vermeyen bir yapısı var. Yazarın olmasını istediği Japon genci. Bütün zorlukların karşısında yılmayan, aşkını sonuna kadar savunan, mert bir insan. Öyle ki savaşını hem maddi imkansızlıklara, hem insanların kötü yönlerine hem de tabiata karşı verecek kadar gözünü budaktan sakınmıyor.

Elimdeki 1972’de Hürriyet Yayınları’ndan çıkmış baskısının çevirisini Zeyyat Selimoğlu yapmış. 178 sayfalık bu roman Yukio Mişima tarafından kaleme alınmış, Japonya’da bir de ödül almış.

Yorum Bırakabilirsiniz

yorumunuz

Bir Cevap Yazın